menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türk eğitim sistemi, PISA sonuçlarıyla ne ölçüde uyumlu?

33 0
15.09.2026

PISA testlerinde Türkiye’nin 2022 sonuçlarına göre kaydettiği beklenmedik sıçrama, bir taraftan dünyanın ilgisini çekerken; diğer taraftan ülkece sıralamada Almanya, Fransa ve İtalya gibi birçok gelişmiş Avrupa ülkesini geride bırakmanın verdiği keyifli duygu halini yaşıyoruz.Türkiye’nin üç yıl gibi kısa bir süre içinde PISA’nın üç temel alanında birden belirgin biçimde yükselmesi, elbette memnuniyet verici bir gelişme…Nitekim 2022’den 2025’e Türkiye, fen ve okumada OECD ortalamasının üzerine çıkarken, matematikte de ortalamaya hemen hemen ulaşmış bulunuyor.Ancak böylesine yüz güldürücü bir sonucun yanında, cevabı verilmesi gereken temel bir soru var:2022’den 2025’e kadar geçen üç yıl içinde Türk eğitim sisteminde ne değişti?Üç alanda birden kaydettiğimiz bu kadar belirgin yükseliş, hangi temel yapısal reformların, eğitim anlayışındaki hangi köklü değişikliklerin ve hangi somut uygulamaların sonucudur? Müfredatta, öğretmen yetiştirme sisteminde, okul yönetiminde, ders işleme yöntemlerinde, ölçme ve değerlendirmede; öğrencilerin okuma, düşünme, problem çözme ve bilgiyi günlük hayatta kullanma becerilerinin geliştirilmesinde bu yükselişin büyüklüğünü açıklayabilecek herhangi bir geniş kapsamlı dönüşüm gerçekleşmiş midir?Bu noktada PISA’da yıllardır üst sıralarda bulunan ülkelerin eğitim sistemlerine bakmak ve Türk eğitim sistemiyle olan farklılıklarını ortaya koymak, Türkiye’nin bu alanda kaydettiği gelişme ve ilerlemeyi anlamamız bakımından faydalı olacaktır.PISA’da 2025’te ve daha önceki dönemlerde sürekli ilk sıralarda yer alan Singapur, Japonya, Güney Kore ve Estonya’nın tekrar tekrar yüksek performans gösterebilmeleri; farklı dönemlerde ve farklı öğrenci kuşaklarıyla bu başarıyı yeniden üretebilmelerini sağlayan güçlü eğitim sistemlerinden kaynaklanıyor.Bu ülkelerle Türkiye arasında yapılacak bir karşılaştırmada, dikkat çeken temel farklılıklardan biri, öğretmenin ve öğrencilerin eğitim sistemi içindeki konumudur.Tam zamanlı ortaokul öğretmeninin, Türkiye’de haftada ortalama 22,3 saat ders verirken okuldaki toplam çalışma süresinin 31,1 saat; Japonya’da 17,8 saat ders vermesine karşılık toplam çalışma süresinin 55,1 saat; Singapur’da 17,7 saat derse girmesine karşılık okul çalışma süresinin 47,3 saat; Güney Kore’de ise 18,7 saat ders vermesine karşılık okulda çalışma süresinin 43,1 saat olduğu belirtiliyor. Bu arada Türkiye’de bir ders saati 40 dakika iken; diğer ülkelerde 45-50 dakika olduğunu özellikle vurgulayalım.PISA’da sürekli başarılı olan bu ülkelerin eğitim sistemlerinde, öğretmenin mesleki görevi sınıfa girip dersini anlatmasıyla sona ermiyor. Ders hazırlama, öğrencilerin gelişimini izleme, öğrencilerle bire bir görüşme, rehberlik, öğretmenler arası iş birliği, ortak ders planlama, mesleki gelişim, mentorluk ve okul faaliyetleri; öğretmenin haftalık 55 saate kadar ulaşan çalışma zamanının önemli bir bölümünü oluşturuyor.Türkiye'de ise tam tersi bir........

© Karar