menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Üç beş iyi insan ve İlber Ortaylı

41 0
18.03.2026

Eskilerin ibretlik bir sözü vardır; çoğumuz çocukluğumuzdan beri duyarız:

“Dünya ayakta duruyorsa üç beş iyi insanın yüzü suyu hürmetinedir.”

Ramazan günleri gelip geçerken bu söz çeşitli vesilelerle aklıma geldi. Bazen insan yaşananlara bakınca bu dünyanın hâlâ nasıl ayakta kalabildiğine gerçekten anlam vermekte zorlanıyor.

İç siyasette kimsenin kimseyi dinlemediği, hak ve hukuk kavramlarının çoğu zaman slogan seviyesine indirildiği, sokakların şiddete teslim olduğu, dürüst ve ahlaklı olmanın neredeyse saflık sayıldığı bir atmosferde yaşamak zaten başlı başına yorucu. Ama asıl şaşırtıcı olan, yanı başımızda yaşanan savaşın gayriahlakiliği bu kadar açıkken bile toplumun bu meselede dahi ikiye bölünebilmesidir.

İnsan böyle zamanlarda şaşkınlıktan başka bir şey hissedemiyor.

Hâlâ “İran şöyle, Şiilik böyle…” diyerek yazıp çizenlerimiz var.

Bütün bunların üstüne bir de kıymetli hocamız İlber Ortaylı’nın vefatı sonrasında ortaya çıkan tartışmalar eklenince insan ister istemez şu soruyu soruyor:

Biz ne ara bu kadar kötü olduk?

Gerçekten de bazen toplum olarak bir çeşit toplumsal cinnet hâli yaşıyor gibiyiz.

Önce şunu teslim etmek gerekir: İlber Ortaylı artıları ve eksileriyle bu ülkenin önemli entelektüellerinden biriydi. Elbette eleştirilecek yönleri vardı; hangi insan bundan azadedir ki? Ancak vefatının ardından özellikle kendisini “İslamcı” ve “muhafazakâr” olarak tanımlayan bazı çevrelerden yükselen tepkilerin tonu, meselenin artık eleştiri sınırlarını aştığını gösteriyor.

İşin ucu neredeyse tekfire kadar varan nobran bir dilin kullanılmasına kadar geldi.

Üstelik aynı çevrelerin, Müslümanların tarihinde yaptıkları zulümlerle malum en netameli........

© Karar