Prometheus ateşi çalarak aklın yolunu açtı ama medeniyetin yeni korkusu barbarlık
Tanrılar ateşi sadece kendilerine saklarken korunmasız ve zayıf kalan insanlara acıyan Prometheus, Olimpos’tan ateşi çalıp insanlığa armağan etmiştir. Mitolojiye göre, bu itaatsizliğe çok öfkelenen Zeus, Prometheus’u Kafkas Dağları’nda bir kayaya zincirletmiştir. Ölümsüz bir Titan olduğu için her gün bir kartal tarafından ciğeri yenmiş, geceleri ise ciğeri yeniden büyüyerek bu sonsuz işkence döngüsü devam etmiştir.
Yıllar sonra ünlü kahraman Herakles gelip kartalı vurmuş ve Prometheus’u zincirlerinden kurtarmıştır.
Ateşin verilmesiyle birlikte insanoğlu için aklın ve aydınlanmanın yolu açılmıştır. Kendi halinde yaşayan insan, ateşi kullanmaya başlamasıyla birlikte kendi potansiyelinin farkına varmış ve bu farkındalık sayesinde felsefe, sanat, bilim ve teknoloji alanda ilerleme ve gelişme sağlanabilmiştir. Böyle bir perspektiften bakıldığında, ateşin aklı temsil ettiğini söylemek yanlış olmayacaktır.
Esas itibariyle, ateşi getiren Prometheus da akılla ilişkilendirilen bir tanrıdır. Prometheus isminin kelime anlamı “öngören” olmakla birlikte bu öngörü bir nevi felsefedeki ‘bilgelik’ anlayışına tekabül etmektedir.
Günümüzün etkili filozoflarından Byung- Chul han “yorgunluk Toplumu” kitabında, Prometheus mitinin kendi kendisine şiddet uygulayan, kendi kendisiyle savaş halindeki performans öznesinin psikolojik aygıtının bir sahnesi olarak yorumlanabileceğini söylüyor. Chul Han’ın şu ifadeleri oldukça dikkat çekici: “Kendisini özgür zanneden performans öznesi aslında Prometheus gibi zincirlenmiştir. Sürekli büyüyen ciğeriyle beslenen........
