menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Müslümanların adalet anlayışında istibdat yoktur ama…

76 0
24.04.2026

İslam’ın ilk yıllarından buyana, Müslüman toplumların gerçek anlamda bir hukuk sistemi oluşturamadıklarını söylemek çok yanlış olmayacaktır.

Kuşkusuz bu yaklaşım, Hz. Peygamber’in yaşadığı ve dört halife döneminde Müslümanların bir adalet tasavvuru olmadığı anlamına gelmiyor. Unutmayalım, o ilk yıllarda bugün anladığımız anlamda kapsamlı bir devlet yapılanması yoktu. Henüz bir şehir devletinin bile oluşmadığı o günün şartlarında insanlar, bizzat Hz. Peygamber’in rehberliğinde daha adil yaşama standartlarını oluşturmuşlardı. Yani ilahi kelamın getirdiği adalet anlayışını peygamberle birlikte yaşayarak içselleştiriyorlardı.

Ancak dört halife sonrasında, özellikle Emevi’lerle başlayan dönemle birlikte adalet anlayışı da despotik bir sürece evrilmiştir.

Bir Arap entelektüeli olan Abdurrahman el-Kevakibi, Müslümanlar dahil bütün toplumlarda iki tür istibdat yönetimi olduğunu söylüyor. Birincisi, güç kullanarak ya da veraset yoluyla iktidara gelen despotlar, ikincisi ise bir şekilde seçimle iktidara geldiği halde, denetleme mekanizmalarını yok ederek sistemi istibdada dönüştüren liderler.

Ama bilinen bir gerçek var ki istibdadın en şeytani olanı, veraset yoluyla ele geçirilen yönetim biçimidir. Çünkü verasetle tahta geçen, aynı zamanda dini otoriteye de haiz olduğu için bir bakıma teokratik monarşi oluşturmaktadır.

Müslüman toplumların tecrübeleri üzerinden örneklemelerde bulunan Kevakibi, denetim mekanizmaları........

© Karar