“Sivil toplum” denilen heyula uyuşmuşsa
Geçtiğimiz günlerde Adana’da bir facia oldu. Polis baba, uyuşturucu parası isteyen ve vermeyince döner bıçağıyla saldıran evladını öldürdü. İnsan evladına kıyar mı? Demek ki başka çaresi kalmadı.
Bu konuda bir köşe yazısı okudum. Yazarın çok doğru tespitleri var.
“Pekâlâ bacağına sıkabilir, omzuyla düşürebilir, başka şeyler yapabilirdi o baba evladını öldürmek yerine. Ama anladığım kadarıyla o noktada hiçbir ‘keşke’si kalmamış o babanın. Bin kere yazdım uyuşturucu konusunda, bin kere daha yazarım. ‘Sıktı artık!’ deseniz de yazarım. Çünkü çocuklarımız her gün ölüyor ve daha da berbat bir manzara olarak babalar, artık çocuklarını öldürüyor.”
Mezkûr yazar, çözüm teklifi sunuyor. “Satanı hayata küstürelim, kullananı hapiste çürütelim, üreteni öldürelim.” diyerek yargıya ve kolluk kuvvetlerine sesleniyor.
İkinci olarak, adına “sivil toplum” dediğimiz o heyulayı ne yapıp edip harekete geçirmek, uyuşturucuyla mücadeleyi kalıcı, sürdürülebilir, etkili şekilde yürütmek lazım geldiğini ifade ediyor. Sert, etkili, birebir markaja dayalı bir mücadelenin ancak sivil toplumla olacağını,........
