Houston, bir sorunumuz var!
Dünkü ve bugünkü iktidar sahiplerini övme veya eleştirme bağlamı dışında da memleketin bugünkü haline bir bakmakta fayda var…
Hukuk, ahlak, demokrasi, sosyal adalet veya vatandaşın ağzının tadı gibi “soyut” konuları dışarıda bırakalım… Bütün dünyada inovasyona, kalifiye iş gücüne, yüksek katma değer üretimine ve ihracata dayalı olarak sürdürülen “kalkınma, büyüme, zenginleşme yarışında” ne durumda olduğumuza bakalım.
Bunun için de öncelikle ay başında işçinin, memurun, emeklinin aldığı maaşlar üzerinden bir soru soralım kendi kendimize: Türk halkı 10-15 yıl öncesine göre daha mı zengin, yoksa daha mı yoksul?
Bu sorunun cevabı size nasıl bir cevap lazım olduğuna göre değişebilir tabii ama elimizdeki veriler yeterince net.
Geçen 15 yıl içinde işçinin, memurun, emeklinin maaşlarında “nominal olarak” TL bazında ciddi bir artış gerçekleşti. Ama “reel” ücretler artmadı, aksine küçüldü. Yani elimize geçen paranın satın alma gücü azaldığı için Türk vatandaşı bugün 15 yıl öncesine göre daha yoksul.
Aynı dönemde Avrupa’nın büyük bölümünde ise “reel” ücretler artmış, satın alma gücü yükselmiş durumda. Mesela Almanya’da reel ücretler son 15 yılda -arada Pandemiden dolayı bir dalgalanma olsa da- toplam olarak yüzde 15’e yakın artış gösterdi. Yani bugün bir Alman vatandaşı 15 yıl öncesine göre bariz şekilde daha zengin. (Almanya zaten bizden çok daha yüksek bir gelir seviyesindeydi, şimdi makas iyice açıldı.)
Bu tabloyla bağlantılı ama bu tablodan daha vahim bir........
