Bilim ve teknoloji karşısında seçmeci tavır
Günümüzdeki kimi olaylardan da çok net anlaşılıyor ki Batı’dan doğup yayılan bilim ve teknoloji, vahşidir, sömürü ve tahakkümün aracı olmuştur. Bu, sadece iktidar ve egemen olma hırsıyla yükselen bilim ve meyvesi olan teknoloji, güçlünün güçsüzü ezmesi, ekonomik olarak sömürmesi, güç uğruna doğayı dahi tahrip etmesi itibarıyla bir gelişmeye değil, yıkıma götürüyor dünyayı. Geçen hafta da bahsetmiştim, Türk aydın ve devlet adamları, bilim ve teknolojinin sağladığı refahtan yoksun oldukları için Batı kaynaklı bu bilim ve teknolojiyi şiddetle arzuladılar. Mahrumdular, mamur olana gıpta ediyorlardı. Bu doğal!.. Osmanlı’dan bugüne muhafazakâr ve dindarlar da ahlâkî bir rezerv koymak şartıyla -öz kültürlerinden, dinlerinden ve geleneklerinden kopmaksızın- bu bilim ve teknolojinin alınması taraftarıydılar. İsmet Özel “Seçmecilik” başlıklı yazısında “Batı’nın bilim ve teknolojisini alalım ama ahlâkî değerlerinden uzak duralım” şeklinde formüle edilen bu tavra kökten karşı çıkar. Çünkü Batı’nın bilim ve teknolojisi, salt nesnelerden, biçimden ve maddeden ibaret değildir. Bu bilim ve teknolojinin arkasında bir amaç, bir kültür, bir öz var!..........
