O şubattan bu şubata hukuk ve demokrasi arayışı
Bugün 28 Şubat, 1997’de başlayan antidemokratik müdahalenin yıl dönümü. Demokrasi tarihimizin kara günlerinden biri.
Siyasetin alanını daraltmaya, milletin hür ve âdil bir yarışla kim tarafından yönetileceğini seçme hakkını sınırlamaya dönüktü.
Hani Milli Güvenlik Kurulunun, irticayla mücadele kararlarıyla süreç başlattığı gün...
Rahmetli Erbakan’ın başbakanlığındaki Refahyol hükümetini hedef alıyordu ve yıkılmasıyla sonuçlandı. Postmodern darbe, dendi.
Benim de insan hakları derneği Mazlumder ve Kanal 7 saflarında direnişe katıldığım, karşısında mücadele ettiğim sürecin yıl dönümü.
28 Şubat Süreci haksız, kötü ve yanlıştı. Direnenler yasakçı ve ayrımcı düzene, asker- yargı vesayetine karşı demokrasi, hak, hukuk, özgürlük istiyordu.
Kudretli generallere kalsa bin yıl sürecekti, 5 yıl sürmedi. Yol açtığı mağduriyetler nasıl bir ters tepki büyüttüyse ilk değil ama ikinci seçimde AK Parti’yi iktidara getirdi. Bir sandık devrimiyle...
Sevinmiştik, sivil siyasetin önü sandık dışı yollarla kesilememişti. Demokrasinin asker, yargı darbecilerine karşı zaferiydi.
Haksız, yanlış ve kötü olan eski vesayet düzeni değişmeliydi. Bir dip dalgayla yıkıldı. Yerine daha iyisi, daha doğrusu, daha haklısı yani daha özgürlükçü ve demokratik olanı kurulacak diye omuz vermiştik.
Eski düzenin haksız, yanlış ve kötü olması, yenisini haklı, doğru ve iyi yapmıyor tek başına.
Şu güncel ilahi tartışması üzerinden anlatayım...
Küfürlü, argolu, cinsel arsızlığa dayalı, yeni nesil suç........
