menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Zülf-i yâre dokunma kaygısı içinde...

639 0
08.10.2026

Bugün fon krizi içinde kimyası bozulan iktidar medyasını değerlendirmek istiyorum. Şurdan başlayalım:

Serkan Bayram yaşanan çarpıklıkları eleştirdikten sonra helâllik istedi ve özür diledi. Sözlerinin mürekkebi henüz kurumamıştı.

Peki onun bu tavrı, söylediklerine inanmadığı anlamına mı geliyordu?

Yani çağırsanız gelecek kişilere şafak vakti baskın yapmanın yanlışlığı, Üsküdar’ı kazanamayınca Meclis üyelerini tutuklamayı, sahada kazamadığını masada kazanmaya çalışmayı, yani yargıda sorun bulunduğu, bundan “utandığı” görüşünü mü reddediyordu?

Yoksa fon krizinde Fatma Betül Sayan’ın baş rol oynamasına tepki göstermesi ve özel muamele yapılmasını eleştirmesi mi yanlıştı? “Partide bir sürü kişinin ismi geçiyor, top çevirmeye gerek yok. Millet aç, millet intihar ediyor“ derken mi gerçeği ifade ediyordu, özür dilerken mi?

“Reis partiyi kapatsa daha çok oy alır” derken, bir zihni teşevvüş içinde miydi?

Canlı yayındır, muhalif kanaldasınızdır, heyecanlanmışınızdır, bu ortamda parti adına kahramanlık yapmak varken, neden böyle densizce şeyler söylemek zorunda kaldınız ki?

Ben, aslında Serkan Bayram’ın çok tabii düşüncelerini seslendirdiğini düşünüyorum. Görüneni okumuştur sadece. Görünen de pek “Ak” işler değildir. Belki daha fazlasını da söylemek gerekirdi yine görünene ve henüz görünmediği halde vahametinin boyutları anlaşılan şeylere bakıldığında.

Şu İzmir işi, Cemil Tugay transferi başka nasıl okunurdu ki?

Onun hem parti bünyesinde kalıp hem de kirlenmeyi seslendirmesinin zorluğunu anlamak zor değil. Reis, bu kirlenme işini muhalefetin üzerine yıkıp orada dolaşmayı çok istiyordu belli ki, onun için yoğun operasyonlar gerçekleştirildi, belki seçimlere kadar da yargı süreçleri devam edecekti.

Mutlak Butlan kararı ile CHP’nin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu da Erdoğan’ın “kirlenme – arınma” söylemine sahip çıkarak........

© Karar