menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Laiklik Günü” ve Sorumluluklar

19 0
15.04.2026

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ nin 23 Nisan 1920’de açılması, 29 Ekim 2923’te Cumhuriyet’in tüm dünyaya duyurusu ve arasız devrimlerle yeni bir toplum oluşturma süreci Türk Devrimi’nin en önemli sıçrama aşaması olarak tarihe geçmiştir. 3 Mart 1924 tarihli Üç Devrim Yasası, Cumhuriyetin niteliğine ilişkin rotayı da belirlemiştir. Bu rota bağlamında 10 Nisan 1928 tarihli Anayasal düzenleme ile “Devletin dini İslam’dır” maddesi anayasadan çıkarılmış, 5 Şubat 1937’de de Laiklik Anayasal güvenceye alınmıştır.

Laiklik, hukuktan, kamusal alandan toplumsal yapıya, yurttaş olmaktan insan haklarına ve bütün toplumsal haklara, kazanımlara dek halkın ileriye doğru hareketini sağlayacak iradenin/gücün temel taşıdır.

Emeğiyle geçinen milyonlar, çocuklar-gençler-kadınlar için yaşamsaldır.

“Laiklik Günü’ nde bugünkü siyasal iktidarın ve bileşenlerinin hedef aldığı Devrim Yasaları, Orta Çağ karanlığından çıkışın büyük adımıdır.

Günümüzde giderek artan hızıyla toplumsal yaşamdan yargıya, eğitimden yönetsel yapıya ülkemizi bütün yönleriyle yüzlerce yıl öncesinin karanlığına sürüklemek isteyen bir karşıdevrim süreci yaygınlaştırılmak istenmekte.

Laikliğin çarpıtılan ve daraltılan tanımını bir yana bırakarak polemiklerden uzak durmaya, gerçek anlamıyla ve kapsamıyla ne denli yaşamsal önemde olduğunu bir kez daha anımsatmak Cumhuriyet Devrimi savunucularının görevidir diye değerlendiriyorum. Cumhuriyet karşıtlarına -dolayısıyla laiklik ve diğer ilkeler karşıtlarına- söz söylemenin çok anlamlı olmadığını ancak kendini Atatürkçü/Cumhuriyetçi/Devrimci diye tanımlayan kimi parti ve çevrelerin çoğu zaman ikircikli, kimi zaman da siyasi kaygılardan ötürü kaypak/tutarsız davrandıkları, böylece Cumhuriyet ve Devrim karşıtlığına ister istemez hizmet ettikleri açık biçimde gözlenmekte. Bu konu “siyasi hoşgörü” ile........

© Karadeniz'de sonnokta