OKUMAK ANLAMAK AKLETMEK
İnsanlık tarihi boyunca yükselen, refaha kavuşan ve medeniyet sahnesinde kalıcı izler bırakan milletlerin kalkınma iksiri incelendiğinde, arkasındaki sırrın Kur’an’ın asırlardan beri haykırdığı bir hakikatte saklı olduğu görülür: "Okumak, anlamak ve akletmek."
Yüce Allah, bu hayati formülü Kur’an-ı Kerim’in pek çok ayetinde açıkça ortaya koymuş, hatta insanoğluna bir sorumluluk olarak emretmiştir. Bu ilahi çağrının en somut, en tartışmasız delili ise hiç şüphesiz ilk vahyin indiği, bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’dir. Kadir Gecesi’nde insanlığa yöneltilen ilk emir "Oku!"dur. Bu emir; yalnızca harfleri seslendirmek değil; evreni, doğayı, bilimi, insanı ve nihayetinde yaratılış gayesini anlamlandırma çabasıdır. İslam, tam da bu köhne cehaleti yok etmek, akıl ve ilimle aydınlanmış bir toplum inşa etmek için indirilmiştir.
Hal böyleyken, ne acıdır ki tarih boyunca ve günümüzde toplumları İslam adına yönettiklerini iddia eden bazı zihniyetler, dinin özünü kendi tekellerine almaya çalışmışlardır. "Dini sadece biz biliriz" kibriyle hareket eden bu anlayışlar, geniş kitlelerin sorgulamayan, araştırmayan, sadece kuru bilgiler ve şekilsel ibadetlerle meşgul olan bir yapıda kalmasını........
