menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Basın özgürlüğü Avrupa Birliği ülkelerinde de tehdit altında

17 0
07.06.2026

Avrupa Sivil Özgürlükler Birliği’nin yeni raporuna göre; Avrupa Birliği’nde medyada tekelleşme artarken, kamu yayıncılığı da siyasi ve ekonomik baskılarla zayıflıyor. Gazetecilerin güvenliği ise saldırılar ve ölüm tehditleri nedeniyle “kritik bir eşikte.” Rapora göre yasalar da sorunu çözmüyor.

“Avrupa Birliği’nde medya özgürlüğü ve çoğulculuk tehdit altında” denilen raporda, yetkililer alarma geçmeye çağırılıyor.

Avrupa Sivil Özgürlükler Birliği (Liberties), 2026 Medya Özgürlüğü Raporu’nu yayımladı.

Avrupa’da basının ne denli özgür olduğunu tespit etmek amacıyla hazırlanan rapor için, 2025 yılı boyunca, Avrupa Birliği (AB) üyesi 22 ülke izlendi.

Rapora göre, 2025 yılı, AB’de medya özgürlüğü ve çoğulculuk açısından iyileşme değil, derinleşen sorunların yılı oldu.

AB ülkelerinde medya ortamının, önceki yıllara kıyasla 2025’te daha yoğun, daha az şeffaf ve kamuoyu nezdinde daha az güvenilir hale geldiği belirtildi.

Medya sahipliğinin, birçok ülkede; az sayıda aktörün elinde toplandığı, kamu yayıncılığının siyasi müdahale ve bütçe kesintileriyle zayıfladığı, gazetecilerin ise tehdit, şiddet, çevrimiçi taciz ve hukuki baskılarla daha fazla karşı karşıya kaldığı vurgulandı.

“Bu raporun bulguları AB yetkililerini alarma geçirmeli çünkü medya özgürlüğü ve çoğulculuk tehdit altında” ifadelerinin yer aldığı rapora göre, Avrupa Komisyonu’nun medya özgürlüğü alanındaki tavsiyeleri de birçok ülkede karşılık bulmadı.

MEDYADA TEKELLEŞME ARTIYOR

Raporun en dikkat çekici bulgularından biri, AB genelinde medya sahipliğinin giderek daha az sayıda aktörün elinde toplanması oldu.

Bulgaristan’da sektörün yüzde 92’sini BTV ve Nova isimli iki medya şirketinin kontrol ettiği belirtildi. Hırvatistan’da üç yayıncı basılı medyanın, sektörün yüzde 84’üne sahip olduğu, dört televizyon yayıncısının da pastanın yüzde 91’inden fazlasını elinde bulundurduğu ifade edildi. İspanya’da ise Atresmedia ve Mediaset España’nın, reklam pazarının yüzde 80’inden fazlasını kontrol ettiği ifade edildi.

Fransa’da medya az sayıda milyarder arasında paylaşılırken, Hollanda’da DPG Media’nın RTL Nederlands’ı satın alması da şirkete baskın bir pazar konumu kazandıran gelişmeler arasında gösterildi.

Almanya’da genel medya çeşitliliğinin görece yüksek olduğu, buna karşın kırsal bölgede yerel gazete tekellerinin büyüdüğü ifade edildi.

Macaristan ise raporda medya sahipliği konusundaki en sorunlu olduğu ülkelerden biri olarak öne çıktı. Zira hükümete yakın........

© Journo