menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Toprak sahalarda başlayan bir devrim...

3 0
yesterday

Bugün futbolda başarı denince aklımıza ilk ne geliyor? Milyon euroluk transferler... Devasa tesisler... GPS cihazları... Video analiz odaları... Performans uzmanları... Spor psikologları... Beslenme ekipleri... Yapay zekâ destekli analizler... Peki ya bunların hiçbirinin olmadığı bir dönemde, Avrupa’nın devlerini bile zorlayan bir takım kurulmuş olsaydı?

Ama bu ülkede böyle bir hikâye gerçekten yaşandı.

Cumhuriyet henüz çok genç.

Ülke, savaşların bıraktığı ağır yükü hâlâ taşıyor.

Ardından İkinci Dünya Savaşı’nın gölgesi tüm dünyayı sararken, Türkiye de yokluk ve kıtlık yıllarını yaşıyor; ülkede her şey karneyle dağıtılıyor, ekmekten kumaşa kadar her şey sınırlı.

Köylerde elektrik yok, telefon hak getire.

Birçok evde su bile yok.

Ayakkabı bile lüks sayılıyor.

Çocuklar, yırtılan topların yerine bez parçaları sarıp oyun kuruyor.

Futbol ise sadece zenginlerin değil, hayal kurabilenlerin de oyunu...

İşte böyle bir Türkiye’de büyüyen bir çocuk, bir gün sadece maç kazanmayı değil, futbolun nasıl oynanması gerektiğini ve bir şeyleri değiştirmeyi hayal etti.

O, şartlara teslim olmadı.

İmkânlar sınırlı olabilir.

Ama düşünmenin ve öğrenmenin sınırı yoktur.

Yıllar sonra kendini geliştirmek için İngiltere’ye gitti.

Orada sadece eğitim........

© İz Gazete