menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dumanını saklayınca yanmıyorsun sanıyorlar…

20 0
19.03.2026

Ruhsal olarak tadilattayız malum, kapalıyız epeydir. Bugün mekânı biraz havalandırmak istedi içim. Aman efendim, bayram temizliği değil, neyin bayramı? Mezarlığa gitsem, ölüler şeker yemez, evde kalsam elini öpmeye gidecek anne, baba, kardeş, kayınvalide, kayınpeder, hala, teyze... Yok.

Demiyorlar mı "Bayramın en ağır misafiri, gelmeyecek olanların kalbimize bıraktığı o koca boşluk..." diye… Ölüm de yazılmıyor kâğıda Mihriban, yazılamayan sadece aşk mı? "Sen varmışsın gibi her gece ışığı kapatmadım Gel gör ki ben hâlâ yokluğuna alışamadım Şimdi eşim dostum beni hastayım sanıyor Yastayım, hiç kimse bilmiyor." Hüzünlüsünü, hicranlısını, acılısını da severdim şarkıların; hercai, çapkın, neşeli, cıvıltılı, cilveli olanını da. Beynimin / kalbimin algoritmasıyla da mı oynadı bu Google, hep kederli, hasret yüklü şarkılar çıkıyor önüme.

Sadece şarkılar mı, ya şiirler?

Ayşen yasaklasa da böyle şarkıları dinlemeyi, okumayı şiirleri bana, olmuyor işte, İçimden Cahit Zarifoğlu fışkırıyor: "Ben en çok seni özleyince yoruluyorum. Ya içi sızlıyor kemiklerimin, Ya da gözleri doluyor cümlelerimin..."

Bir de Sarp Metin Bakır. Ah vefalı dost. "Sıra bendeydi, niye Cemal gitti" diye kahırlanan, gözyaşıma eşlik eden sevgili şair… "Bilmiyorum Kaç Hüzün var yüreğimde -Sayamadım- Sayamadım Kaç........

© İz Gazete