Paragrafındaki Bir Cümleyim
DEBBAĞLAR olarak bilinirlerdi. Soyadı kanunu yürürlüğe girdiğinde nüfus memuru hiç zorluk çekmemişti. Debbağlar yazıvermişti. Artık isimlerinin arkasında ata meslekleri de yer almıştı.
Ailenin tüm fertleri bu işle iştigal ederlerdi. Kasabanın farklı yerlerinde aynı işi yaparlardı. Zamanla ihtisaslaşmaya gittiler. Kimi ayakkabı üzerinde ilerledi kimi de deriden günlük ihtiyaçları karşılayan başka ürünlere yöneldiler. Aralarında hediyelik eşya üretimine dönenler de olmuştu.
Soy adlarının hakkını veriyorlardı. Yüksek tahsil yapan yeni nesil evlatlar bile önce bu mesleği bütün ayrıntılarıyla kavramak zorundaydılar. Tatil günlerinde atölyeye gelip tezgâhın başına geçerek büyük bir arzuyla üretime katılıyorlardı. Debbağ malum olduğu üzere eski dilde deri işleyen kişiye verilen isimdi. Bu işin umumi olarak yapıldığı yerlere de debbağhane denilirdi.
ARKADAŞIMIN dedesi vaktiyle atlar için koşum takımları üretmiş. Hatta bir dönem deri ağırlıklı olmak üzere semerler bile yapmış. Seri üretim yaparak sürümden kazanmak gibi bir derdi olmadığından her son işi öncekilerden daha sanatlı ve daha zevkli yaparmış. Kendini âdeta buna adamış. Kalitenin pasaportu olmaz misali namı civara yayılmış. Uzun yol yolcularından müşterileri olduğunda hem işlevi hem malzemesi hem de estetiği açısından mükemmele yakın olan bu ürünler uzak diyarlardan bile kendisine yeni müşteriler çekmiş.
Traktörler yaygın hâle gelip işler sanayi ürünlerine dönmeye başlayınca dedesi kendini emekli etmişse de babası alan daralması sebebiyle ayakkabı üretimine yönelmiş. Öğrencilik yıllarım onun her yaz tatili dönüşünde hediye olarak gönderdiği ayakkabıları giymekle geçti. Haricen hiç satın almadım.
BİR sömestr tatilinde ısrar üzerine Konya Çumra’ya gitmek mecburiyetinde kalmıştım. Muhteşem bir aile sıcaklığı yaşatmışlardı. Misafirliğimin son günü dükkanında ziyaret etmek istediğim için arkadaşımla babasına gittik. Vakit öğleden sonraydı. Kapı kilitliydi. “Gün içerisinde cama bir not bırakmadan nereye gitmiş olabilir ki” diye söylendiğimde “Babam namaz vakti dışında asla dükkândan adımını dışarı atmaz” demişti.
Meğerse on yıldan fazladır âdeti buymuş.........
