menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Acip Bir Necip

12 0
21.01.2026

CELEPTİ. Canlı hayvan tüccarlığı yapardı. Koyun, keçi, sığır gibi hayvanları köylerden toplar bir iki ay besledikten sonra hayvan pazarında iki katına satardı. Herkes onu bilir, severdi. Muhabbeti kaviydi. Tanıştığı insanları unutmaz sanki kırk yıllık ahbabıymış gibi isimleriyle hitap ederdi. Samimiyeti yapay değildi. Aklında ne varsa anında söylerdi. Gerekirse tartışır biraz sonra münakaşa ettiği adamın konulana girer ve “Acıktım, haydi eve gidelim” der kendini davet ettirirdi. Bu sebeple namı “Acip Necip” olarak herkesin zihnine yerleşmişti.

KIŞ geldi gelecekti. Eli kulağındaydı. O sene mahsul azdı. Babam beklediğini bulamamıştı. Buğdaylar ancak bire on vermişti. Tohumluk ayrıldıktan sonra ancak kışı zor çıkartacak kadar un için mahsul kalmıştı. Kısacası el elde, baş baştaydı. Böyle durumlarda köylünün yapacağı tek şey kalırdı. Ağıldan birkaç koyunu veya sığırı celebe satmak.

Acayipliği ile bilinen Celep Necip her nedense bu aralar gelmemişti. Malı pazara sürmekten gayrı bir seçenek yoktu.

DAYIM mal pazarının kurulduğu yere yakın bir muhacir köyünden evliydi. Gün içinde oraya ulaşıp geceleyerek sabah erkenden mal pazarına çıkıp hayvanları değerinde satıp dönmek niyetiyle yola çıkılmıştı. Ben önlerinden yürüyor dayım bir kayıp yaşamamak için ardımdan sürüyordu.

Vaktinde ulaştık. İzzet, ikram muhteşemdi. Misafire olağanüstü hürmet gösteriliyordu. Üstüne damatlık eklendiğinde ise bu seviye zirve yapıyordu.

Yemek yenildi. Çay faslına geçildi. Konu komşudan duyan geldi. Muhabbet kazanı fokurdayarak kaynamaya başladı.

ACİP NECİP işte tam bu sırada geldi. Gürültülü bir selam verdi. Söz nerede nefeslendi demeden kendi gündemine daldı.........

© İstiklal