GAZETECİLİK ÖLMEDİ, BİZ ONU TERK ETTİK
Bir haber kameramanının, görüntü yönetmeninin ve yayın yönetmeninin gözünden son 20 yılın meslek muhasebesi
Bazen bir meslek ölmez.
Onu temsil etmesi gerekenler terk eder.
Bugün gazeteciliğin yaşadığı kriz tam olarak budur.
Yaklaşık çeyrek asırdır televizyon koridorlarında, haber merkezlerinde, canlı yayın araçlarında ve rejilerde çalışıyorum. Meslek hayatım boyunca Türkiye'nin siyasi krizlerine, doğal afetlerine, seçimlerine, toplumsal kırılmalarına ve tarihi anlarına tanıklık ettim. Ancak bütün bu süreçlerde gördüğüm en büyük değişim siyasette, teknolojide ya da ekonomide değil; gazeteciliğin kendisinde yaşandı.
Çünkü gazetecilik yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda bir toplumsal sözleşmedir.
Toplum gerçeği öğrenmek ister.
Gazeteci o gerçeği bulup kamuoyuna ulaştırmayı üstlenir.
Bu ilişki güven üzerine kuruludur.
Ne var ki son yirmi beş yılda bu güven aşındı.
Daha da kötüsü, aşınmanın önemli bir kısmı dışarıdan değil içeriden geldi.
2000'li yılların başından itibaren iletişim teknolojileri gelişti, internet hayatın merkezine yerleşti, sosyal medya yeni bir kamusal alan oluşturdu. Bilgiye erişim demokratikleşirken bilginin değeri paradoksal biçimde düşmeye başladı. Çünkü artık bilgi üretmekten çok görünür olmak önemli hale geldi.
Toplumun değişen kültürü gazeteciliği de dönüştürdü.
Eskiden insanlar bilgi sahibi olmak için görünür olmaya çalışırdı.
Bugün görünür olmak için bilgi sahibi görünmek yeterli sayılıyor.
İşte gazeteciliğin kırılma noktası da burada başladı.
Bir dönem haber merkezlerinde yıllarını geçirmeden editör olunamazdı. Editörlük yapmadan yönetici koltuğuna oturulmazdı.........
