menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Unutulmuş Bir İstihbarat Raporunun Anatomisi: İngilizlerin Asırlık Etnik Mühendisliği

23 0
21.07.2026

Ekim 1917 tarihli, altında sadece “A. J. T.” Harflerinin parıldadığı o gizli Britanya istihbarat raporunu, imparatorluğun o en buhranlı ve en ihtiraslı yılından bugüne doğru okuduğumuzda, aslında tarihin ne kadar canlı, hafızanın ne kadar kurucu ve coğrafyanın ne kadar inatçı olduğunu bir kez daha anlıyoruz.

Birinci Dünya Savaşı’nın kan ve barut kokan o kritik dönüm noktasında, Çarlık Rusyası Bolşevik ihtilaliyle sarsılırken, Berlin-Bağdat hattı İngilizlerin eline geçen Bağdat ile kırılmışken ve cihan harbi yeni ittifaklarla şekillenirken Londra’daki stratejistlerin uykusunu kaçıran şey sadece askeri cepheler değildi. Britanya İmparatorluğu’nun “Şark Meselesi” olarak kodladığı ve bugün Levant’tan Mezopotamya’ya uzanan hat üzerinde hâlâ yürürlükte tutmaya çalıştığı büyük strateji, o dönem iki temel korku üzerine inşa edilmişti: Bir yanda çökmekte olan Osmanlı’nın küllerinden doğabilecek jeopolitik bir Türk-Arap uzlaşması, diğer yanda ise Rusya içlerindeki milyonlarca Türk nüfusunun uyandıracağı ve potansiyel olarak Hindistan sömürge yolunu tehdit edecek bir “Berlin-Buhara” demiryolu hattının, yani Pantürkist bir uyanışın hayaletiydi. İngiltere bu entelektüel ve kültürel dip dalgasını kendi emperyal bekasına yönelik en büyük tehditlerden biri olarak gördü ve bu tehdidi bertaraf etmek adına hem düşünsel hem de somut adımlarla yüzyıllık sınırların yapay haritasını çizmeye başladı.

Düşünsel düzeyde, Türk milliyetçiliğini kendi tarihsel köklerinden kopararak Avrupa menşeli, yapay ve yıkıcı bir akım olarak lanse eden Oryantalist bir propaganda mekanizması kurdular; somut düzeyde ise bu yükselişi durdurmak için coğrafi bariyerler inşa etme yoluna gittiler.

İşte o raporda açıkça zikredilen, Anadolu Türkleri ile Kafkasya ve Mezopotamya Türk unsurları arasında etnik ve dilsel olarak bir tampon bölge oluşturma fikri, yani Kürt aşiretlerinin jeopolitik bir set olarak kullanılması stratejisi, tam da bu somut mühendisliğin ilk yazılı itiraflarından biriydi.

​İngiliz aklının bu coğrafyada uyguladığı en operasyonel plan ise kuşkusuz Türk-Arap ayrışmasını tarihsel bir kopuşa dönüştürme hamlesiydi. Şerif Hüseyin ile Mısır’daki İngiliz Yüksek Komiseri........

© İstiklal