menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gazze, Kudüs Ölüyor… Neredesiniz İnsanlar, Neredesiniz Müslümanlar?

7 0
01.09.2026

-Modern Firavunlar, -Korkutulmuş Halklar -Sessiz Bir Coğrafya

Batı Asya’dan Arabistan’a, Kuzey Afrika’dan Güney Asya’ya kadar uzanan geniş İslam coğrafyasına baktığımızda insanın içini acıtan bir manzarayla karşılaşıyoruz.

Yoksullukla, cehaletle, korkuyla ve çaresizlikle kuşatılmış halklar…

Sadece ölmemek için yaşayan, karnını doyurmakla yetinen, itaat eden ve çoğu zaman yalnızca şikâyet edebilen toplumlar…

Oysa bu tablo yeni değildir.

Kökleri çok daha derinlere uzanır.

Firavunların en büyük silahı korku salmak ve sapkın dini telkinlerdi.

Halkı bölmek, korkutmak,cahil bırakmak, yoksullaştırmak,kendisine bağımlı hâle getirmek ve sonunda insanların özgür iradelerini ellerinden almak…

Firavun'un gücü yalnızca hazinesinden, sarayından veya askerlerinden gelmiyordu. Asıl gücü, halkın zihninde oluşturduğu korkudan geliyordu.

1948'de Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kabul edildi. Kölelik büyük ölçüde tarih sahnesinden silinmişti.Fakat köleliğin biçimi değişti.İnsanları zincire vurmak yerine;borçlandırmak, yoksullaştırmak,korkutmak, cehalete mahkûm etmek,siyasi ve ekonomik bağımlılık oluşturmak yeni çağın yöntemleri hâline geldi.

Artık efendiler, kölelerinin boynuna zincir takmak zorunda değildi.Bazen bir petrol anlaşması yeterliydi.Bazen bir silah anlaşması…Bazen bir kredi…Bazen bir askeri üs…Bazen de iktidarda kalabilmek için verilen siyasi tavizler…Bazen de kirli ve kaydedilmiş bir bagaj...

İngiliz aklı,  Amerikan gücü ve İsrail'in hayalleri 

Ortadoğu'nun parçalanması ve yönetilmesinde İngiliz sömürgeciliğinin tarihsel rolü inkâr edilemez.

İngiltere, Osmanlı sonrasında bölgenin siyasi haritasının şekillenmesinde büyük rol oynadı. Sınırlar çizildi, devletler kuruldu, çıkar alanları oluşturuldu.

Daha sonra bu düzenin önemli taşıyıcılarından biri Amerika Birleşik Devletleri oldu.

İsrail'in bölgedeki güvenliği ve üstünlüğü ise özellikle ABD'nin güçlü siyasi, askeri ve ekonomik desteğiyle bölgesel denklemin merkezine yerleşti.

Petrol, doğalgaz, enerji yolları, silah pazarları ve jeopolitik çıkarlar…

Büyük güçler hep büyük kazandı.

Bölgedeki bazı yönetimler ise bu sistemin nimetlerinden pay aldı.

Halka ise çoğu zaman kırıntılar kaldı.

Türkiye'ye söylenen söz bize ne anlatıyor?

Amerika'nın Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack'ın Türkiye için önerdiği "merhametli monarşi" teklifi de bu düşündürücüdür.

Türkiye, Cumhuriyet'le birlikte egemenliğin kaynağını millete dayandırmış bir ülkedir.

Dolayısıyla Türkiye'ye monarşik bir yönetim modelini çağrıştıran önerilerde bulunulması, doğal olarak "cumhuriyet ve milli egemenlik anlayışı açısından ciddi biçimde tartışılması gereken bir yaklaşım" olarak görülmelidir.

Asıl acı olan ise sadece bu sözün söylenmesi değildir.

Asıl acı olan, böyle bir söz karşısında toplumun yeterince güçlü bir refleks göstermemesidir.

Çünkü bağımsızlık yalnızca sınırları korumak değildir.

Bağımsızlık, kendi yönetim biçiminizi ve geleceğinizi kendinizin  belirleyebilmesidir.

BOP ve Parçalanan........

© İslami Analiz