Okullarda kurşun, koridorlarda pala
Yaşananları soğukkanlı bir şekilde yazmak zorundayız.Çünkü rakamlar bile artık ürkütücü.
Önce Ege Üniversitesi.
Öğrenciler sendika kurmak istiyor.Yani anayasal bir hak.
Karşılarına çıkan ise tartışma değil.Elinde pala olan bir saldırgan.
Bir öğrenci 21 öğrenciyi yaralıyor.Olay bitmiyor.Hastane çıkışında ikinci saldırı gerçekleşiyor.
Bu detay önemli.Çünkü bu, anlık öfke değil.Bu, “yapabilirim” cesareti.
Sonra Kahraman Maraş’ta
Aysel Çalık Ortaokulu.
Silah sesleri yükseliyor.İlk belirlemelere göre:1 öğretmen, 3 öğrenci hayatını kaybediyor.4’ü ağır, 20 kişi yaralı.
Öğretmen öğrencilerine siper ediyor kendini. Bir okul…Bir anda hastane koridoruna dönüyor.
Ve Şanlıurfa Siverek’te.
Silahlı saldırı.15’ten fazla yaralı.Saldırgan olayın ardından intihar ediyor.
Yani sadece kurşun sıkmıyor…Bir hayatı da kendi eliyle bitiriyor.
Üç olay.Üç şehir.Aynı tablo:
Okul dediğin yerde kan var.
Şimdi gelelim asıl meseleye.
Bu olayları sadece “güvenlik zafiyeti” diye okumak…meseleyi yarım anlamaktır.
Burada bir toplumsal çözülme var.
Gençler daha öfkeli.Daha yalnız.Daha görünmez.
Ve en önemlisi…şiddete daha yatkın.
Peki bu çocuklar nereden........
