menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hayvan Ebeveynliği mi, Yalnızlık İtirafı mı?

16 0
07.05.2026

Sadece Türkiye’de değil, dünyanın pek çok yerinde “hayvan ebeveynliği” denilen yeni bir kavram var.

Köpeğine “oğlum” diyenler,

Kedisine “kızım” diyenler,

Evcil hayvanının doğum gününü kutlayanlar,

Mama kabından tasmasına kadar tüketim zincirinin sadık müşterisine dönüşenler…

Elbette hayvana merhamet etmek güzeldir.

Hatta insanlığımızın ölçülerinden biridir.

Bir kedinin başını okşamak,

Bir köpeği soğuktan korumak,

Yaralı bir cana sahip çıkmak…

Bunların hepsi vicdandır.

Fakat mesele burada bitmiyor.

Mesele, hayvan sevgisinin insan sevgisinin yerine geçirilmesiyle başlıyor.

Mesele, “evcil hayvan” kavramının “çocuk” kavramının yerine ikame edilmesiyle başlıyor.

Mesele, modern insanın yalnızlığını “pet parent” ambalajıyla pazarlamasıyla başlıyor.

Bugün Güney Kore dünyanın en düşük doğurganlık oranlarından birine sahip ülkelerden biri. 2023’te toplam doğurganlık hızı 0,72’ye kadar düşmüş, 2024’te 0,75’e çıksa da nüfusun kendini yenileyebilmesi için gereken 2,1 seviyesinin çok çok altında kalmıştır. Bu artık yalnızca demografik bir veri değil, toplumsal bir alarmdır.

Güney Kore, Japonya, Avrupa ülkeleri…

Hepsinde benzer bir tablo var.

Evlilik yaşı yükseliyor.

Çocuk sahibi olmak erteleniyor.

Aile kurmak ağır bir yük gibi görülüyor.

Çocuk, ekonomik risk olarak kodlanıyor.

Ev, kira, eğitim, iş güvencesi, kariyer baskısı derken aile kurmak neredeyse lüks haline geliyor.

Sonra o boşluk başka şeylerle dolduruluyor.

Kimi dijital bağımlılıkla,

Kimi de evcil hayvanla…

Burada kimseye “neden hayvan seviyorsun” denilemez.

Ama şunu sormak zorundayız:

Modern dünya neden insanı aileden bu kadar uzaklaştırdı?

Neden çocuk sahibi olmak “yük”, evcil hayvan sahibi olmak “özgür tercih” olarak pazarlandı?

Neden annelik ve babalık eski dünyanın zahmeti gibi gösterilirken, hayvan ebeveynliği yeni dünyanın şık kimliği haline getirildi?

Papa Francesco 2022’de yaptığı açıklamada, çocuk yerine evcil hayvanı ikame eden anlayışı “bencillik” olarak nitelemiş ve bunun insanlığı eksilttiğini söylemişti. Bu açıklama sadece Katolik dünyanın değil, bütün geleneksel ve muhafazakâr çevrelerin konuya bakışını özetleyen en üst düzey çıkışlardan biri oldu.

Bu cümle ilk duyulduğunda sert gelebilir.

Ama bugünün yalnızlaşmış insanına bakınca, bu sözün arkasında ciddi bir sosyolojik gerçek var.

Çünkü çocuk sorumluluk ister.

Hastane koridoru ister.

Kendi konforundan vazgeçmeyi ister.

Evcil hayvan ise daha yönetilebilir bir sevgi alanı sunar.

Daha az gelecek kaygısı........

© Internethaber