menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çocuğun ajandası dolu, ruhu yorgun

12 0
23.07.2026

ÇOCUĞUN AJANDASI DOLU, RUHU YORGUN

Bu çağın en büyük hastalıklarından biri ebeveyn hırsı.

Kurbanları ise henüz neye uğradığını anlamayan çocuklar.

Daha ilkokula başlamadan hayatlarını planlıyoruz:

Piyano, tenis, yüzme, İngilizce, basketbol, eskrim, drama…

Çocuğun haftalık programına bakınca insan, uluslararası bir şirketin yönetim kurulu başkanına baktığını sanıyor.

Bir elinde telefon, diğerinde su matarası ve sandviç.

Okuldan tenise, tenisten piyanoya, piyanodan özel derse yetişmeye çalışıyor.

Baba ise ana sponsor.

Kurs ücretleri, malzemeler, servis paraları, özel hocalar…

Çocuk yoğun ve yorgun.

Bütün bunları neden yaptığımız sorulduğunda hazır bir cevabımız var:

“Onun geleceği için.”

Yoksa biraz da kendi geçmişimizin hesabını mı görüyoruz?

Biz piyano öğrenemedik, çocuk öğrensin.

Biz yabancı dil konuşamadık, çocuk iki yaşında İngilizce saysın.

Biz spor yapamadık, çocuk madalya alsın.

Bizim yarım kalan hayallerimiz, onun zorunlu görev listesine dönüşüyor.

Buna da fedakârlık diyoruz.

Oysa bazen yaptığımız şey, kendi eksiklerimizi çocuğun omuzlarına yüklemekten ibaret.

Bir de ebeveynler arasında sessiz bir yarış var.

Komşunun çocuğu keman çalıyorsa bizimki de çalmalı.

Arkadaşın oğlu yüzme yarışında derece yaptıysa bizimki geri kalmamalı.

Kuzenin kızı kodlama öğreniyorsa bizim çocuk da derhal bir yazılım kursuna yazılmalı.

Çocukların yeteneğini keşfetmeye çalışmıyoruz.

Başka çocuklardan geride kalmamalarını sağlamaya çalışıyoruz.

Çocuğa ne istediğini soran ise pek yok.

Sorarsak cevabını beğenmeyebiliriz:

“Eve gitmek istiyorum.”

“Arkadaşlarımla oynamak istiyorum.”

“Bugün hiçbir şey yapmak istemiyorum.”

Hiçbir şey yapmak istememek, günümüz anne babası için ciddi bir gelişim problemi sayılıyor.

Çocuk beş dakika boş kalsa hemen telaşlanıyoruz.

“Vaktini değerlendirsin.”

Oysa çocukluk, her dakikası değerlendirilmesi gereken bir yatırım hesabı değildir.

Bazen sıkılmak gerekir.

Bazen sokakta amaçsızca dolaşmak.

Çünkü hayal gücü, boşluk bulabildiği yerde gelişir.

Elbette çocuk spor yapsın.

Yeteneğini geliştirsin.

Ama bütün bunlar çocuğun isteği, ilgisi ve gücü ölçüsünde olmalı.

Her çocuk aynı anda piyanist, tenisçi, basketbolcu, yüzücü ve yazılımcı olmak zorunda değil.

Bir çocuğun başarısı, kaç kursa gittiğiyle ölçülmez.

Ne kadar sağlıklı, huzurlu ve kendisi olabildiğiyle ölçülür.

Biz çocuklarımızı geleceğe hazırladığımızı düşünürken onları bugünden........

© Internethaber