menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

CHP’de asıl butlan sandıkta değil, ruhlarda başladı

269 0
previous day

CHP’de mesele artık sadece bir kurultay tartışması değildir.

Mesele sadece Kemal Kılıçdaroğlu’nun geri dönüp dönmeyeceği değildir.

Mesele sadece Özgür Özel’in koltuğunu koruyup koruyamayacağı değildir.

Mesele sadece Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı hesabı da değildir.

CHP’de daha derin, daha ağır, daha yıkıcı bir kriz var.

Bir siyasi akıl krizi.

CHP seçmenini içten içe kemiren büyük bir tükenmişlik krizi.

CHP kitlesi yıllardır aynı döngünün içinde öğütülüyor.

Önce büyük umut pompalanıyor.

Sonra büyük hüsran yaşanıyor.

Ardından “Bu defa olmadı ama bir dahaki sefere kesin” deniliyor.

Sonra yine aynı yüzler.

Aynı koltuk kavgaları.

Aynı mahalle baskısı.

Aynı medya zorbalığı.

İnancını kaybetmiş bir kitle.

“Bunlardan bir şey olmaz” noktasına sürüklenmiş bir kitle.

İşte buna siyasal nihilizm denir.

Umudun kendi mahallesinde çürümesi.

İnancın kendi liderleri eliyle tüketilmesi.

Mücadelenin yerini “ne haliniz varsa görün” duygusuna bırakması.

Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’de artık sadece eski genel başkan değildir.

Kılıçdaroğlu, CHP seçmeninin hafızasında ağır bir travmanın adıdır.

13 seçim kaybetmiş ama yenilgiyi hiçbir zaman tam anlamıyla üstlenmemiş bir siyasi psikolojinin adıdır.

“Sırtımda hançerlerle yürüdüm” diyerek mağduriyetini diri tutan ama o hançerin neden bu kadar kolay saplandığını hiç sorgulamayan bir liderlik biçiminin adıdır.

Bugün “mutlak butlan” tartışmasıyla yeniden sahneye çıkması, CHP tabanında yeni bir umut değil, eski bir yorgunluk üretiyor.

Çünkü seçmen şunu görüyor:

Dün kaybettiren kadrolar bugün kurtarıcı rolüne soyunuyor.

Dün birbirine hançer çekenler bugün aynı denklemde buluşuyor.

Dün “değişim” diye Kılıçdaroğlu’nu devirenler bugün onun gölgesinden medet umuyor.

Dün “yeni CHP” diyenler bugün eski CHP’nin bütün hastalıklarını yeniden üretiyor.

Buna seçmen nasıl inansın?

Nasıl heyecan duysun?

Nasıl bayrağı kapıp parti binasının önüne koşsun?

Özgür Özel ise yerel seçimlerden sonra tarihi bir fırsat yakalamıştı.

Toplumda karşılığı olan bir normalleşme dili kurdu.

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’la görüşerek siyasette gerilimi düşüren bir aktör görüntüsü verdi.

Sağ seçmenin bir kısmında bile “Bu adam konuşulabilir biri” algısı oluştu.

CHP’nin uzun yıllardır kuramadığı yumuşak ama etkili dili kurmaya çalıştı.

Fakat CHP’nin içindeki eski vesayet damarları Özgür Özel’i kısa sürede kuşattı.

Bir yanda Kılıçdaroğlu’nun geri dönüş hesabı.

Bir yanda İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı hesabı.

Bir yanda CHP medyasının mahalle baskısı.

Bir yanda “Sarayla müzakere edilmez, mücadele edilir” diyen eski ezberciler.

Bir yanda erken seçim diye bastıran sabırsız kitle.

Bir yanda belediyeler üzerinden büyüyen güç kavgası.

Özgür Özel bu kadar cepheli savaşı yönetecek........

© Internethaber