Montesquieu: Güçlü İktidar Karşısında Özgürlük Korunmalıdır
Son günlerde yaşanan bazı gelişmeler, bizi devam eden serimize kısa bir ara vererek güncel bir mesele üzerine durmaya itti.
Zaruri gördüğümüz bu kısa sapma, ele aldığımız konuların ülkemizin gündeminden uzak olmadığını göstermesi bakımından belki de faydalı olmuştur; diyelim ve dönelim konumuza.
Pierre Bayle, farklı düşünen insanların aynı toplumda birlikte yaşayabileceğini savunmuştu. Hoşgörü, yani tolerans, Aydınlanma’nın en önemli değerlerinden biri haline geliyordu.
Ancak insan ileriye doğru attığı her adımdan sonra yeni bir meydan okumayla karşılaşır. Bu da adeta tabiatın bir kuralıdır.
Zihinleri meşgul eden yeni soru şuydu:
İnsanlar birlikte yaşamayı öğrense bile, iktidar sınırsız olduğunda özgürlük korunabilir mi?
Bu soruya en güçlü cevaplardan birini Charles-Louis de Secondat, yani daha çok bildiğimiz adıyla Montesquieu verdi.
1689 yılında Bordeaux yakınlarında doğan Montesquieu, soylu bir aileden geliyordu. Hukuk eğitimi aldı ve uzun yıllar yargıç olarak görev yaptı. Devleti yalnızca kitaplardan değil, uygulamanın içinden de tanıdı.
Belki de bu yüzden eserlerinde teoriden çok gerçek hayata yer verdi.
Montesquieu çok meraklı ve bilgiye aç bir kişiliğe sahipti.
“İlim Çin’de ise gidin oradan alın” anlayışını hatırlatan bir merakla uzun yolculuklara çıktı.
İtalya’yı, Avusturya’yı, Hollanda’yı ve İngiltere’yi gezdi.
Oralardaki siyasal sistemleri öğrendi, toplumları inceledi.
Neden bazı toplumlar daha özgürdü?
Neden bazılarında insanlar korku içinde yaşıyordu?
1721 yılında yayımladığı Pers Mektupları (Lettres persanes), onu kısa sürede Fransa’nın en çok konuşulan yazarlarından biri yaptı.
Kitap, alışılmış bir roman değildi.
İki Pers soylusu, Usbek ve Rica, Fransa’yı geziyor ve gördüklerini birbirlerine mektuplarla anlatıyordu.
Montesquieu çok zekice bir yöntem seçmişti.
Fransız toplumunu........
