Ehlibeyt Şairi Şemseddin Mısrî
Eskilerin tabiriyle velûd bir derviş olan Bursa Mısrî dergâhı şeyhi Mehmed Şemseddin (Ulusoy) Efendi’yi vefatının 90. yılında rahmetle anıyoruz. İrili ufaklı 60 kadar eser kaleme almıştır. Bunlar arasında 8-10 sayfa olanlar olduğu gibi 800 sayfa olanlar da vardır. Doğrudan tasavvufî ahlak ile ilgili olanlar olduğu gibi Bursa folklorunu yakından ilgilendiren metinler de vardır. Eserlerden bir tanesi ise bu şehrin kültür tarihi ile ilgili olarak daha önceki yüzyıllarda kaleme alınan eserlerdeki zühul ve hataların tashihi ile ilgilidir: Âyâr-ı Şemsî. Şehid-i Kerbela ile ilgili Envar-ı Şemsî isimli eserini şu beyit ile tanıtıyor:
Hazret-i Şâh-ı Şehid-i Kerbelâ’nın halini Yazmışım ez cân u dil “Envâr” varımdır benim
Hazret-i Şâh-ı Şehid-i Kerbelâ’nın halini
Yazmışım ez cân u dil “Envâr” varımdır benim
1867-1936 yılları arasında yaşayan, bir değil iki Divan’ı olan Mısrî’nin şiirleri ile ilgili söylenebilecek ilk şey onun bir “Ehl-i beyt” şairi olduğudur. Diğer şiirleri bir tarafa 75 adet na‘t yazan Şemseddin Efendi, bu manzumelerinde klasik tekke erbabının Hz. Peygamber tasavvuruna yakın bir anlayışa sahip olduğu açıkça görülmektedir. Peygamber Efendimiz, bu mübarek ailenin birinci şahsiyeti olduğu için on iki imamla ilgili yüzlerce şiirinde O’nun ism-i şerifi ve ahlak-ı hamidesi söz konusu edilmektedir[1]. Peygamber Efendimiz ’den sonra hemen her şiirde Ehl-i beyt’in önde olan dört kişisi yer almaktadır: Hz. Ali, Hz. Fatma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin. Bu zat-ı şeriflerle ilgili de yüzlerce, binlerce beyti vardır.
Şemseddin Efendi’nin na’t-i şerif başlığıyla kaleme aldığı manzumelerin redifleri de çok farklıdır. Muhammed Mustafa, Cenab-ı Mustafa, Yâ Resûlallâh, Ya Resulellah meded, Yâ Habiballah, Sensin… nidalarıyla başlayan veya bu ifadelerle sonlanan pek çok manzumeyi şimdilik bir tarafa koyarak diğer şiirlerinin bir kısmının makta beyitlerini aktaralım:
Bendeyim Âl-i abâya ben dahil düştüm size Şemsî-i Mısrî kapında sine-i çâkim senin (392) Muhibb-i Ehl-i beytindir günahkâr Şemsî-i Mısrî Dahil-i dergehindir ol onun cânına cân sensin (408) Muhammed Şemsî-i Mısrî tefeyyüz etmek istersen Der-i Âl-i abâya düş dahil ol kapıdan dahil (434) Kulun Şemsî-i Mısrî’ye şefaat eyle Sultan’ım Be-hakkı Hamse-i âl-i aba mahşerde kıl şâdân (475) Kulundur Şemsî-i Mısrî be hakk-ı Hayder u Zehra Bağışla Zât-ı sıbteyne meded kân-i sehasın sen (476) Bende-i Âl-i abâyım sen bağışla cürmümü Sen Habib-i Kibriyâsın eylemez red ol Muîn (479) Aşkın ile rûz u şeb etmekte gönlüm nâle âh Mazhar-ı fevz ü saâdet eyle Allah aşkına (588) Bi hamdillahi ve’l-minne ona Hak ümmet etmiştir Muhammed Şemsî-i Mısrî kapısında geda geldi (595)
Bendeyim Âl-i abâya ben dahil düştüm size Şemsî-i Mısrî kapında sine-i çâkim senin (392)
Muhibb-i Ehl-i beytindir günahkâr Şemsî-i Mısrî Dahil-i dergehindir ol onun cânına cân sensin (408)
Muhammed Şemsî-i Mısrî tefeyyüz etmek istersen Der-i Âl-i abâya düş dahil ol kapıdan dahil (434)
Kulun Şemsî-i Mısrî’ye şefaat eyle Sultan’ım Be-hakkı Hamse-i âl-i aba mahşerde kıl şâdân (475)
Kulundur Şemsî-i Mısrî be hakk-ı Hayder u........
