menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şiir ve Gelenek

23 0
16.09.2026

Şiir ve gelenek ilişkisi üzerinde durulması gereken bir konudur.  Her şeyden evvel şiir bir gelenek işidir. Şair elbette şiirinin yeni olduğunu söyleyecek. Bunun için de yeni yollar arayacak. Fakat o yeni olan şiir, gerçekten yeni midir? Evvela bunu düşünmek lazım… Velev ki yeni olsun; o yeni söyleyiş, daha sonra bir gelenek oluşturmayacak mı?

Bendeniz her yeninin kökeninde bir eskilik olduğunu düşünürüm. Daha doğrusu şiirde ve sanatta yeniyi, şiir ve sanat ağacına yapılan yeni bir aşı olarak görürüm. Evet, o yapılan aşı yenidir; ama bir aşıdır. Aşıyı yapan kişi, ağacı yenilemiştir, tazelemiştir, canlandırmıştır. Haydi diyelim ki, aşı yapmasını bilen kişi, bahçeye yeni bir ağaç dikemez mi? Elbette diker. Fakat diktiği o yeni ağaç, bildik bir ağaçtır; o bölgenin ikliminde ve toprağında yetişmesi mümkün olan bir ağaç.  İşte gelenek, bir ucuyla ağacı aşılamak, öteki ucuyla da toprağa ve iklime uygun ağacı dikmektir.

Aşıdır gelenek; havadır, sudur ve topraktır. Siz şiir için aşıyı yeni hayal, imge ve söz sanatları olarak düşünün… Havayı yeni tatlar, heyecanlar, ahenk ve ritim olarak görün. Suyu yeni bilgi, yeni kavrayış ve yeni ilhamlar olarak kabul edin. Toprak, dil olsun, biçim olsun. Bütün bunlar değişebilir, yenilenebilir. Fakat ne kadar değişirse değişsin, ne kadar yenilenirse yenilensin, eskinin üzerinden harmanlanır. O bakımdan, sanat ve edebiyattaki yenilik, teknikteki yenilik ve eskilikten çok farklıdır. Teknikteki yenilik, eskiyi........

© İnsaniyet