menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şiire Âşık Bir Millettik

21 0
05.07.2026

Biz, güzel söze, şiire âşık bir millettik. Edebiyatımızın en güçlü, en etkili ve yaygın türü; bu sebeple hep şiir olmuştur. En çok tanınıp sevilen sanatçılar da şairler, ozanlar olmuştur. İnsan, gönül adamı ve millet olmanın şuuruna erenler, elbette şiir sever olacaktı.

Şairlerimiz millî ve evrensel şuurla şiir söylediler, bizi de “şiirden şuura” yükselttiler. Allah aşkımızı, insan, vatan, millet, bayrak, tabiat, anne, çocuk sevgimizi; kahramanlıklarımızı, ayrılık hüznümüzü, sevincimizi, bayramımızı, yasımızı, dualarımızı, atışmalarımızı, cengimizi, düğünlerimizi, ninnilerimizi, bilmecelerimizi hatta din ve eğitimle ilgili hassasiyetlerimizi şiirlerle anlatırdık biz.

Padişahlarımızın, âlim ve evliyalarımızın bile çoğunun şair olduğu bir millettik biz. Bu kültür ve medeniyet coğrafyasında Ahmet Yesevi’ler, Yusuf Has Hacip’ler, “Avni” mahlaslı Fatih Sultan Mehmet’ler, “Muhibbi” mahlaslı Kanuni Sultan Süleyman’lar, “Selimî” mahlaslı Yavuz Sultan Selim’ler, III. Murat’lar, Yunus Emre’ler, Mevlâna’lar, Fuzuli’ler, Baki’ler, Nef’î’ler, Nedim’ler, Şeyh Galip’ler, Nabi’ler, Karacaoğlan’lar, Hacı Bektaşi Veli’ler, Pir Sultan Abdal’lar, Hacı Bayram Veli’ler, Süleyman Çelebi’ler, Ziya Paşa’lar, Muallim Naci’ler, Âşık Seyrani’ler, Âşık Emrah’lar, Yahya Kemal’ler, Ahmet Haşim’ler, Ziya Osman Saba’lar, Behçet Necatigil’ler, Turgut Uyar’lar, Âşık Veysel’ler, Necip Fazıl’lar, Mehmet Akif’ler, Arif Nihat Asya’lar, Abdurrahim, Bahattin ve Sezai Karakoç’lar, Cahit Zarifoğlu, Erdem Bayazıt’lar, Mehmet Âkif İnan’lar, Alaeddin Özdenören’ler, Nuri Pakdil’ler, İsmet Özel’ler, Yavuz Bülent Bakiler’ler, Arif Ay’lar, Neşet Ertaş’lar, Âşık Mahzuni Şerif’ler; bizim hikâye ve sevdamızı, bizim türkü ve şarkımızı; bizim ağıt ve mersiyemizi, bizim naat, tevhit ve münacatımızı, bizim ilahi ve deyişlerimizi, bizim taşlama ve hicviyelerimizi, bizim hilye ve şehrengizlerimizi, bizim lügaz ve muammalarımızı kısaca bizim kültür ve medeniyet hayatımızı gazel, kaside, mesnevi, rübai, bend, murabba; koşma, semai, destan, ninni, mani şeklinde en güzel şekilde terennüm ettiler.

Halkımız; gönül ocağında sevda, ayrılık, yiğitlik, ölüm gibi önemli durum ve olaylarla ilgili muhabbet ateşiyle türküler yaktı yüz yıllarca. İlahi aşkı anlatan “Leyla ile Mecnun”, “Yusuf u Züleyha”, “Hüsn ü Aşk” gibi klasik eserlerimiz şiirdi. “Su Kasidesi”, “Necid Çölleri’nden Medine’ye”, “Gül Muştusu”, “Yağmur” gibi Hz. Peygamber (sav) aşkını terennüm eden edebî eserler, hep şiirdi.

Anadolu irfanının önemli kaynaklarından Ahmed Mürşidi Hazretleri’nin “Ahmediye”si, Yazıcıoğlu Mehmed’in “Muhammediye”si, Eşrefoğlu Rumi’nin “nefisleri arıtıcı” anlamına gelen “Müzekki’n-Nüfus”u gibi çok önemli dinî klasiklerimiz, İslam’ın halka öğretilip aşılanmasında önemli bir yere sahip ölçülü ve kafiyeli (manzum) metinlerdir. Özellikle de Süleyman Çelebi’nin yazdığı “Vesiletü’n-Necât” isimli meşhur “Mevlid”; yüz yıllar boyu düğünlerde, vefatlarda, mübarek gecelerde camilerde, dergâhlarda, evlerde makamla okunup halkımızın huşuyla dinleyip ruhunu coşturduğu şaheser bir mesnevidir.

Beşikteki, yuvadaki, bahçedeki, çarşıdaki, düğündeki, kışladaki, medresedeki, camideki, dergâhtaki, yoldaki, gurbetteki en güzel hâl ve kelamlar; aşk ve şiirdi bir zamanlar. Yani hayat; ninni, türkü, mani, bilmece, şarkı, semai, koşma, destan, mersiye, ağıt, ilahi şeklinde şiirdi. Muhabbetten şiire; şiirden de şuura bir yolculuk halindeydi insanlar. “Hastalara şifa, / Dertlilere deva, / Borçlulara eda…” diyerek ettiğimiz dualarımız, Allah’a yakarış ifadesi münacatlarımız, Allah’ın birliğini anıtlaştıran tevhitlerimiz, Allah........

© İnsaniyet