İran’a saldırı ve Kürtlerin gerçek sınavı
ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı Ortadoğu’da yirmi yıldır adım adım ilerleyen güç paylaşım sürecinin yeni bir evresidir. Bölge, yalnızca sınırların değil; rejimlerin, ittifakların ve siyasal dengelerin yeniden tanımlandığı uzun bir türbülans döneminden geçmektedir.
2003 Irak işgaliyle başlayan, “Arap Baharı” ile devam eden, rejimlerin sarsıldığı ama demokrasilerin güçlenmediği bir dönemden geçtik. Irak, Libya, Mısır, Suriye… Sokaklar değişim istedi; ortaya çıkan boşlukları ise çoğu yerde yeni otoriteler doldurdu.
Bu nedenle İran’a dönük her “demokrasi” söylemi ihtiyatla karşılanmalıdır. Son yirmi yıl şunu öğretti: Jeopolitik müdahaleler demokratik rejim üretmiyor. Güç dengelerini yeniden kuruyor.
Türkiye’ye sıçrar mı?
İran’a saldırıların ardından Türkiye’de en çok sorulan soru şu: “Bu dalga bize gelir mi?”
Oysa sorulması gereken asıl soru başka: Türkiye demokratik olarak ne kadar dayanıklı?
Çünkü bir ülkenin en güçlü savunma hattı askeri kapasitesi değil, demokratik meşruiyetidir. Güçler ayrılığı, hukukun üstünlüğü, toplumsal rıza… Bunlar zayıfladığında sistem dış basınca daha açık hale gelir.
Türkiye son yirmi yılda ciddi bir rejim dönüşümü yaşadı. Vesayet gerilerken başka tür bir merkezileşme güç kazandı. Toplumsal kutuplaşma........
