Trump’ın ara seçim sınavı
Trump’ın ikinci başkanlık dönemi, içeride artan antidemokratik uygulamalar ve ekonomik kriz, dış politikada ekonomik ve askeri başarısızlıklar nedeniyle ciddi bir meşruiyet kriziyle karşı karşıya. Pew Research Center ve Fox News gibi farklı siyasi çizgilerdeki kurumların Ekim ayındaki anketleri, Başkanlık görev onay oranının yüzde 35-36 bandına gerilediğini gösteriyor. Bu düşüş Amerikan seçmeninin mevcut yönetime bir fatura keseceği ve ara seçimlerde Kongre’de çoğunluğu kaybedeceklerine dair tahminleri güçlendiriyor.
3 Kasım ara seçimleri neden önemli?
ABD’de ara seçimler, başkanlık seçimlerinin iki yıl sonrasında, başkanın görev süresinin ortasında yapılan Kongre seçimleridir. 3 Kasım 2026’da Temsilciler Meclisi’nin 435 sandalyesinin tamamı ve Senato’nun 100 sandalyesinden 35’ü için seçim yapılacak.
Demokratların Temsilciler Meclisi’nde ve Senato’da çoğunluğu kazanması, Trump yönetiminin politikalarının Kongre’de daha güçlü bir muhalefetle karşılaşması ve yönetimin denetiminin artması anlamına gelecek.
İç siyasette otoriterleşme ve baskı düzeni
Trump, ikinci başkanlık döneminde de demokratik kurumları ve temel hakları etkileyen pek çok kararnameye imza attı. Ülke genelinde genişleyen kitlesel sınır dışı işlemleri ve Göçmen Gümrük ve Muhafaza (ICE) baskınları, antidemokratik bir polis devleti inşasına yönelik eleştirileri beraberinde getirdi. Geri gönderme merkezlerinde on binlerce insan aylarca kötü koşullarda yaşamak zorunda kaldı, ölüm ve yaralanma sayılarında artış oldu. Mahkemeler, yönetimin uygulamalarını durdurmak veya geri çevirmek için art arda kararlar aldı.
Yönetimin müdahaleleri göç politikalarıyla sınırlı değil. Trump, 25 Mart 2025 tarihli başkanlık kararnamesiyle seçmen kaydı sırasında vatandaşlık belgesi sunulmasını zorunlu kılmaya ve posta yoluyla kullanılan oyların sayımına yeni kısıtlamalar getirmeye çalıştı. Mart 2026’da seçim süreçleri üzerindeki federal denetimi artırmayı amaçlayan yeni bir kararname imzaladı. Bu girişimlerin bazı hükümleri mahkemelerce engellenirken, seçimin kuralları ve oy kullanma hakkı üzerindeki yetki tartışmaları devam etti. Yönetimin, federal göçmenlik birimleri ve bazı yerel polis teşkilatları aracılığıyla ICE karşıtı aktivistlerin toplantılarını izlediğine ilişkin Ekim 2026 tarihli rapor, protesto ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik kaygıları artırdı. Bazı medya kanalarının Beyaz Saray’a girişinin yasaklanması gibi pek çok basın kuruluşlarına yönelik sansür girişimleri de oldu.
Trump sık sık Demokratik siyasetçiler hakkında ırkçı, ayrımcı, cinsiyetçi bir dil kullandı. Muhalefete yönelik tutumun son örneklerinden biri, Demokrat Partili Temsilciler Meclisi üyesi Ilhan Omar’ın Washington’daki evine düzenlenen baskın oldu. Baskın, Omar’ın geçmişteki göçmenlik ve vatandaşlık belgelerine ilişkin bir soruşturma kapsamında yapıldı. Minnesota Valisi Tim Walz, Trump’ı seçimlerden haftalar önce yetkilerini siyasi rakiplerine karşı kullanmakla suçladı. Senatör Tina Smith ise erken oy verme dönemine denk gelen baskını “seçimlere müdahale denemesi” olarak nitelendirdi.
Amerikan halkının artan ekonomik yükü
Trump’ın “Önce Amerika” mottosuyla........
