menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Veri kaynağına güven yoksa ekonomi yönetimine de yoktur

24 0
09.10.2026

Otoriter ve totaliter rejimlerde, yurttaş hakları olabildiğince sınırlanır, insan hakları ihlâlleri vakâyı adiyeden olur. Bunları bu ülkede farklı dönemlerde yaşadık ve yaşamaya da devam ediyoruz. Yine bu sistemlerde, veriyi ve bilgiyi karartmak resmî kurumların yazılı olmayan görev tanımı haline gelir. İşte bu sebeple, halkın ekserî kesimi, bugün ekonomik verilerin manipüle edildiğini düşünüyor. Söz konusu enflasyon ve işsizlik oldu mu, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine olan güvensizlik zirveye çıkıyor. Enflasyonla mücadelede belki de en önemli dezavantaj bu!

YALANCI ÇOBAN DOĞRUYU SÖYLESE KİM İNANIR Kİ!

Güvenmemekte yerden göğe haklıyız, çünkü özellikle pandemi sonrasından bugüne kadar olan süreçte, bu millet hep yanıltıldı. İşte bu sebeple, 5 Eylül’de açıklanan eylül ayı enfasyon verisinin ağustos ayı verisiyle aynı gelmesine şüpheyle yaklaşmamak neredeyse imkânsız! Oysaki istatistiksel olarak olmayacak bir şey değil bu.

Ağustos 2026 ve Eylül 2026 aylarında tüketici fiyat endeksinin (TÜFE) üst üste iki ay boyunca yüzde 1.84 gelmesi tamamen istatistiksel bir sonuç olabilir. Bir endeksin iki ay üst üste aynı oranda artması, fiyatların bir önceki aya göre aynı hızda artmaya devam ettiğini gösterir. TÜFE tek bir ürünün değil, içinde 407 madde ve 951 çeşidin bulunduğu geniş bir sepetin ortalaması… Endeks hesaplamasında gıda, konut, ulaştırma gibi her harcama grubunun belirli bir ağırlığı var. Ağustos ayında eğitim yüzde 8.62 ve ulaştırma yüzde 4.82 oranlarında yüksek artış gösterirken, giyim grubu düşüş göstermiş ve ortalama yüzde 1.84 olmuştu. Eylül ayında ise harcama gruplarındaki artış hızları değişti; örneğin ulaştırma yüzde 4.82 artarken, konut yüzde 2.26 artış gösterdi. TÜİK’in çok tartışmalı hesap yöntemine göre, bu farklı hareketlerin ağırlıklı ortalaması yine yüzde 1.84 seviyesine denk gelmiş oldu. Eğer ki, özerk kurumların olduğu, siyasî vesayetin geçerli olmadığı bir ülkede yaşıyor olsaydık, bu kafaya takılacak bir mesele olmazdı anlayacağınız.

MATEMATİKSEL OLARAK MÜMKÜN AMA… 

Aylık enflasyonun iki ay üst üste aynı gelmesi yıllık enflasyonun sabit kalacağı anlamına gelmiyor tabii… Yıllık enflasyon hesaplanırken, baz etkisi devreye girer. Geçen yılın aynı aylarındaki, örneğin 2025 Ağustos ve 2025 Eylül aylık enflasyon oranları, bu yılın yüzde 1.84’lük oranlarından daha yüksekse, aylık bazda fiyatlar artmasına rağmen, yıllık enflasyon gerilemeye devam eder. Nitekim Ağustos 2026’da yıllık enflasyon yüzde 31.51’ken, eylül ayında yüzde 30.16 seviyesine düştü. İstatistiksel açıdan, yüzlerce alt kalemi barındıran tüketici sepetlerinin ağırlıklı ortalamasının üst üste iki ay veya daha fazla, virgülden sonraki iki hanesine kadar birebir aynı gelmesi mümkün özetle…

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve TÜİK verileri incelendiğinde, aylık enflasyon oranlarının birebir eşleşmese de çok küçük farklarla benzer çıktığı birçok dönem olduğu görülüyor. Mesela geçen yılın kasım ve aralık aylarında, aylık enflasyon sırasıyla yüzde 0.87 ve yüzde 0.89 gelerek neredeyse tamamen aynı kalmış, fark sadece 0.02 puan. Yine 2025 yılının temmuz ve ağustos aylarında, tüketici fiyatlarında üst üste iki ay aylık artış yüzde 2.06 ve yüzde 2.04 seviyelerinde, yine fark 0.02 puan olmuş.

Şöyle biraz daha güzel zamanlara gidelim… Enflasyonun tek haneli olduğu 2010-2016 yılları arasında, aylık bazda ardı ardına sıfıra yakın, örneğin üst üste yüzde 0.45 veya yüzde 0.55 gibi oranların geldiği aylar sıkça görülüyor.

ENFLASYON ORANI YÜKSELDİKÇE ARDIŞIK EŞİT ORAN OLASILIĞI AZALIR

Bu sadece Türkiye’ye özgü değil, hatta gelişmiş ekonomilerde oldukça sık rastlanan bir durum. Enflasyonun yapısal olarak daha kararlı ve düşük seyrettiği ABD ve Euro Bölgesi ekonomilerinde bu durum çok daha yaygın. ABD’de enflasyon verisi merkez bankası Federal........

© İlke TV