Tarihin kabusundan uyanmaya çalışıyor bir şehir
Herhangi bir vasıtaya binmeden yürüyerek pek çok yere gidebileceğim bir şehir benim için Diyarbekir. ‘Ejderhanın nefesi’ne benzettiğim o sarı sıcak yaz ayları hariç elbette.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliği yaptığı ve İlke TV’nin de medya sponsoru olduğu Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu’nu izlemek için gittiğim bu sefer, şehrin dört bir yanındaki etkinliklere adımlarımla yetişmek mümkün değildi.
Bir süre dolmuş bekledim ama gecikmek kaygısıyla bir taksiye el ettim ve bindim.
Koşuyolu Parkı’nın önünden geçerken, “Burada atları koştururlardı 70’li yıllarda” dedi yaşını almış şoför bey. “Şimdi Çınar’ın orada bir yerlerde yarıştırıyorlar atları…”
Dikkatle dinlediğimi fark etti sanki ve devam etti sohbete: “Çatışmalar yüzünden yatırım da yapılmadı buralara. Antep’e gitti sanayi, yatırım. Burada fabrikalar yerine binalar çoğaldı sadece.”
“Çatışmalar durdu, barış konuşuluyor şimdi. Siz ne düşünüyorsunuz, barış gelecek mi Diyarbekir’e?” dedim.
Hiç tereddütsüz ve çok sahici hissettiren bir ifadeyle, “Tabii gelecek” dedi.
“Biraz tereddüt ve güvensizlik de var sanki” dedim, “Belki de benim geldiğim yerde daha fazla” diye ekledim.
“Kolay mı? Bir bebek adım atmayı öğrenirken nasıl zorlanırsa, nasıl yavaş yavaş olursa, barış da öyle” dedi. “Bu bebek adım........
