Can Atalay: ‘Barışa evet, antidemokratikleşmeye hayır’
Silivri Cezaevi’nin görüş kabinlerinden birinde Can Atalay’ı beklerken, onun hayatının bütün durakları aynı hikayenin parçaları gibi geliyor insana.
Soma’dan Hendek’e, Hendek’ten Çorlu’ya
Soma’da ölen madencilerin aileleri… Hendek’teki patlamada yakınlarını kaybedenler… Çorlu tren katliamında çocuklarını, eşlerini, kardeşlerini yitirenler…
Aladağ’da Süleymancıların yurdunda çıkan yangında hayatını kaybeden çocukların aileleri… Sonra Validebağ Korusu. Emek Sineması. Gezi Parkı. Taksim Dayanışması.
Can Atalay’ın avukatlığı Türkiye’nin son yıllardaki bütün büyük adaletsizliklerinin ve bütün büyük toplumsal itirazların kesiştiği bir yerde duruyor.
Ben bunları hatırlarken, Can Atalay hafızamdaki o kocaman gülümsemesi ile görüş odasının diğer kapısında beliriyor.
Meslektaş olarak da tanışıyoruz ama “Bugün gazeteci olarak geldim, söyleşeceğiz seninle” diyorum, “Eyvallah” diyor gülerek.
Milletvekilliği düşürüldü
Gezi davasında 18 yıl hapis cezasına çarptırılmış, 4 Mayıs 2023 seçimlerinde Hatay’dan milletvekili seçilmişti. Ancak seçilmiş bir milletvekili olarak Meclis’e gidemedi. Anayasa Mahkemesi, 25 Ekim 2023’te Atalay’ın seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Anayasa Mahkemesi iki kez “Can Atalay milletvekilidir, yasama görevini yapması için serbest bırakın” dedi. Bu kararların gereği yerine getirilmedi. 30 Ocak 2024’te Yargıtay kararının TBMM Genel Kurulu’nda okunmasıyla milletvekilliği düşürüldü.
Can Atalay, 25 Nisan 2022’den beri cezaevinde. Yaklaşık 4 yıl 4 ay olmuş.
Marmara Cezaevi’nin 9 No.lu bölümünün tek kişilik koğuşunda zamanını nasıl geçirdiğini ve sağlığını soruyorum önce.
“Spor yapıyorum, okuyorum ama en çok bir şeyler çalışıyorsam keyfim yerinde oluyor.”
Hatay deprem raporunu genişletmek için çalıştığını söylüyor şu sıralar.
“Burada zaman çalışırken daha hızlı geçiyor.”
Depremden sonra kentin yaşadığı yıkımın ve Hataylıların sorunlarının takipçisi olmaya devam........
