menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Deq, edebiyat ve unutulmaya direnen izler (2)

5 0
yesterday

Fatma Temel’in deq’le kurduğu ilişki, bir zanaatı öğrenmenin çok ötesine uzanıyor. On dört yaşında başlayan bu yolculuk, zamanla unutulmaya yüz tutmuş bir kültürün izlerini sürme, sessizleştirilmiş hikâyeleri duyma ve bedende taşınan hafızayı görünür kılma çabasına dönüşüyor. Temel’in anlatısında deq, geçmişten bugüne aktarılan motiflerden ibaret değil; insanın kendisini, inancını, acısını, umudunu ve hayattan beklentilerini bedenine kaydetme biçimi. Bu nedenle onun özellikle vurguladığı deq ile dövme arasındaki ayrım, yalnızca bir adlandırma meselesi değil, bir pratiğin tarihsel ve kültürel bağlamını koruma iradesidir.

İnsan, tarihini her zaman yazıyla kaydetmez. Bazen bir sözde, bir duada ya da beden üzerinde sessizce varlığını sürdüren bir çizgide saklar. Deq, yazının kayda geçirmeyi başaramadığı deneyimlerin bedende bıraktığı izleri düşünmeye çağırır. Her motif bir inancın, dileğin, kaybın veya aidiyetin taşıyıcısı olabilir. Beden böylece tarihin karşısında duran edilgen bir yüzey olmaktan çıkar, yaşanmışlıkların izlerini taşıyan canlı bir arşive dönüşür. Peki, insan bedeninde neyi saklar? Hatırlamak istediklerini mi, unutamadıklarını mı, yoksa kendisinden önce başlayan ve kendisinden sonra da sürmesini umduğu bir hikâyeyi mi?

Yaşlı kadınların ellerindeki deq izleri, zaman ile kalıcılık arasındaki gerilimi görünür kılar. Deri yaşlanır, çizgiler derinleşir, damarlar belirginleşir; ancak gençlikte işlenmiş bir motif bütün bu değişimin içinden geçerek varlığını sürdürür. Fotoğraflarda kırışıklıklarla deq motiflerinin yan yana gelişi, yalnızca yaşlanmış bir bedenin görüntüsünü sunmaz; insanın geçiciliği ile geçmişin sürekliliği arasındaki ilişkiyi de açığa çıkarır.

Bergson’un süre kavramıyla düşünüldüğünde, bu izler geçmişin geride bırakılmış ve kapanmış bir zaman olmadığını hatırlatır. Geçmiş, insanın içinde birikerek şimdiki zamanın parçası olmayı sürdürür. Yaşlı bir kadının elindeki deq, yalnızca yıllar önce yapılmış bir işaret değil, o dönemin inançlarını ve yaşam biçimini bugüne taşıyan bir sürekliliktir. Bununla birlikte, iz aynı kalsa da anlamı değişebilir. Onu taşıyan kişi yaşlanırken işaretin ait olduğu dünya dönüşebilir; geçmiş, bedende varlığını sürdürürken yeniden yorumlanmayı bekler.

Heidegger’in varlık ve zaman arasındaki ilişkiye dair düşünceleri de burada anlam kazanır. İnsan, zamandan bağımsız bir varlık değildir; yaşadıkları, kaybettikleri, hatırladıkları ve geleceğe ilişkin beklentileriyle biçimlenir. Deq, bu varoluşsal sürekliliği beden üzerinde görünür kılar. Bir motif, insanın yalnızca geçmişte kim olduğunu değil, geçmiş aracılığıyla bugün kim olduğunu da düşündürür.

Deq geleneğinde bazı motifler güneş, aydınlanma, uzun ömür, sağlık, bereket, sadakat ve korunma gibi anlamlarla ilişkilendirilir. Çocuk ölümlerinin yaygın olduğu dönemlerde bebeklerin burunlarına veya çenelerine konulan küçük bir nokta, insanın çaresizlik karşısında geliştirdiği koruyucu anlam dünyasını düşündürür. İnsan, denetleyemediği hayat karşısında bir işarete tutunur; görünmeyen tehlikelere karşı görünür bir iz oluşturur. Bu uygulamaların anlamları yöreye, topluluğa ve anlatıya göre değişebileceğinden, her motife tek ve değişmez bir anlam yüklemek doğru değildir. Ancak bu çeşitlilik, belirsizlik karşısında anlam üretme ihtiyacını ortaya koyar.

Bu açıdan deq, estetik bir tercih olmanın ötesinde, insanın kırılganlığıyla baş etme biçimlerinden biri olarak okunabilir. Hastalık, ölüm, belirsizlik ve kayıp karşısında beden, dileklerin ve umutların kaydedildiği bir alana dönüşür. Deq’in koruyucu niteliğiyle ilişkilendirilen inançlar da insanın geleceğe anlam verme çabasının parçasıdır.

Ancak beden üzerindeki işaretler, yalnızca onları taşıyan kişiye ait anlamlar içermez; onları yorumlayan topluluğun belleğini de yansıtır. Bir motifin neyi temsil ettiği, hangi dönemde yapıldığı, kimler tarafından taşındığı ve kuşaktan kuşağa nasıl aktarıldığı, bireysel deneyimi ortak bir kültürel anlatıya dönüştürebilir. Yine de bu anlatının sabit bir yazarı, değişmez bir anlamı ve herkes için aynı olan bir okuru yoktur.

Foucault’nun beden ile iktidar arasındaki ilişkiye dair düşünceleri bu noktada önem kazanır. Beden, toplumsal normların ve iktidar ilişkilerinin iz bıraktığı bir alan olduğu kadar, insanların kendi anlam dünyalarını kurdukları bir yüzeydir. Deq kimi zaman toplumsal aidiyeti, kimi zaman korunma arzusunu, kimi zaman da kişinin hayatla kurduğu özel ilişkiyi ifade eder. Bununla birlikte aynı motif, farklı dönemlerde birbirine zıt anlamlar kazanabilir. Bir zamanlar güzellik veya aidiyet göstergesi sayılan işaret, daha sonra utanılması gereken bir unsur olarak değerlendirilebilir. İz değişmeden kalırken ona bakan göz değişir.

Burada temel bir soru ortaya çıkar: Bir bedenin üzerinde taşıdığı işaretin anlamını kim belirler? Onu taşıyan kişi mi, kuşaktan kuşağa aktaran toplum mu, yoksa sonradan ortaya çıkan dinî ve ahlaki yargılar mı? Bu sorunun tek bir cevabı yoktur. Çünkü beden, kişinin kendisiyle kurduğu ilişkinin yanı sıra toplumun onun hakkında ürettiği anlamları da taşır. İnsan, kendi hikâyesiyle birlikte başkalarının kendisine biçtiği kimlikle de yaşamak zorunda kalabilir.

Kadınların dudaklarından çenelerine uzanan deq motiflerine ilişkin anlatılar, bu çok katmanlı anlam dünyasını daha da derinleştirir. Hazreti Fatma’ya atfedilen bir rivayette, izinsiz biçimde dudaklarından öpülerek tacize uğrayan bir kadının kendisini korumak ve yaşadığı olaya karşılık vermek amacıyla dudaklarına deq yaptığı anlatılır. Başka bir hikâyede ise tacize uğrayan soylu bir kadının kendisine inanılmayacağını düşünerek dudaklarına işaret koyduğu, diğer kadınların da dayanışma amacıyla aynı motifi taşıdığı söylenir.

Bu anlatıların tarihsel doğruluğu kesin olarak belgelenmiş değildir. Ancak kuşaktan kuşağa aktarılmaları, kültürel hafızanın işleyişi bakımından anlamlıdır. Çünkü hafıza yalnızca belgelenmiş olaylardan değil, toplumların kendilerini anlamlandırmak için ürettikleri........

© İlke TV