menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

COP31, Brezilya ve İspanya seçimlerinin ortasında yapılacak

21 0
06.10.2026

Brezilya’da seçimlerinin ikinci tura kalmasıyla eşzamanlı olarak İspanya erken seçim kararı aldı. COP31’in öncesi ve sonrasındaki yakın tarihlerde, dünyanın iki ayrı kıtasındaki iki ayrı ülke, odağında ekolojik politik tercihlerin olduğu kritik seçim uğraklarından geçecek.

“Gezegensel Sınırlar”(Planetary Boundaries) şeklinde tanımlanan dokuz ana başlıkta ekolojik krizi ele alma yaklaşımı, BM tarafından sık sık resmi metinlerinde referans alınıyor. Bu başlıklarla ilgili Potsdam İklim Etkisi Araştırmaları Enstitüsü, 21 Eylül 2026 tarihinde “Gezegen Sağlığı Kontrolü Raporu” yayımladı. Rapora göre aralarında iklim değişikliği, biyoçeşitlilik kaybı, ormanların yok edilmesi, okyanusların kirlenmesi, doğaya karışan yüksek miktarda azot ve fosfor, aşırı su tüketimi, mikro plastikler gibi atıkların bulunduğu yedi başlıkta kritik gezegen sınırının aşıldığı ve durumun daha kötüye gittiği duyuruldu. Dünyanın sağlığı iyiye gitmiyor.

Dünyanın “güvenilir evimiz” olarak kalması için gezegen sınırlarına geri getirmeliyiz. Maalesef iyi gibi görünen diğer iki başlıkta aslında sevindirici veriler yok. Atmosferik aerosol yükler, küresel ölçekte güvenli sınırda görünse de özellikle Güney Asya gibi bazı bölgelerde tehlikeli seviyede kalmaya devam ediyor. Ozon tabakasının incelmesi, iyileşme hızı yavaşlasa da hala güvenli bölgede seyrediyor. Ozon tabakası başlığının geriye kalan sekiz konudan farklı olumlu bir yönde gelişme göstermesi, tek bir buluştan kaynaklanmıyor. BM başta olmak üzere uluslararası kurumların ve siyasi karar vericilerin bağlayıcı adımlar atması, ozon tabakasındaki incelmeye karşı mücadelede etkili oldu. Ekolojik sorunlar, diğer bütün sorunlar gibi çözüm için bir iradeye geresinim duyarlar.

Ozon tabakasındaki incelme, yetmişli yıllarda sanayi faaliyetlerinin atmosfer üzerindeki olumsuz etkilerine dair ilk tartışmaları başlattı. Antartika’daki bulgular, BM ve uluslararası toplumun harekete geçmesini ve somut çözüm arayışlarını ivmelendirdi. 1985’de kloroflorokarbon (CFC)’ların üretimini ve tüketimini azaltmaya dönük Viyana Sözleşmesi imzalandı. 1987 yılında Montreal Protokolü’nün imzalanmasıyla daha net ve tanımlı önlemler kabul edildi. Türkiye 1990 yılında her iki uluslararası metne taraf........

© İlke TV