Sevap komünü: Danaya girmek
Bizim ailemizde kurban kesme geleneği kendimi bildim bileli vardır. Kurban bayramlarında, bayramın birinci gününe kurban kesilerek başlanır. Hatırladığım kadarıyla da hep küçük baş kurban kesilmiştir bizim ailede. Bu da oldukça doğal, çünkü babam uzun yıllar koyun tüccarlığı yaptı. Ayrıca bizim coğrafyamızda büyük baş hayvan yetiştiriciliği pek yaygın değildir. Dolayısıyla “danaya girmek” kavramının hayatıma girmesi büyük şehre taşındıktan sonradır.
Ancak büyük şehirdeki ilk kurban hatıram bunun biraz ötesine geçer. Hatta şöyle söyleyeyim, hayatım boyunca unutamayacağım bir sosyolojik ve siyasal tespit yapmama vesile olmuşluğu bile vardır kurbanlık muhabbetinin.
1998 yılında Suudi Arabistan Türkiye’den giden kurbanlık dolu birkaç gemiyi gümrükten geri çevirince, ihracata gidecek kurbanlık koyunları iç piyasada tüketme zorunluluğu hasıl oldu. Büyük çoğunluğu mezbahanelerde kesilerek piyasaya sürülse de bayram öncesi et talebi düştüğü için bir kısmı kurbanlık olarak satılmak için Ankara’ya getirildi. Babamın da ortağı olduğu bu organizasyona ben de bayram tatili için geldiğim Ankara’da dahil olmak zorunda kalmıştım.
Ankara’yı bilenler çok iyi hatırlayacaklardır, Yıldız’da şimdiki Turan Güneş Bulvarı’nın etrafı henüz yapışık nizam binalarla dolmamış, bulvarın girişinde, şimdi yerinde küçük bir AVM bulunan yerde pazar yeri olarak kullanılan büyük bir alan vardı. Kurbanlık satış yeri olarak o pazar alanı tahsis edilmişti.
Aklınıza gelecek her şeyde olduğu gibi, kurbanlığın da en iyisi ihracata gönderilir. Nasıl ki meyvenin, sebzenin ihraç edilemeyeni iç piyasaya veriliyorsa, kurbanlıkta da bu böyledir. Suudi Arabistan’a her yıl Haç mevsiminde 2 milyon civarında insan gider. Ve bu gidenlerin tamamı orada bir kurban kesmekle mükelleftir. Şimdi durum nasıl bilmiyorum ama uzun yıllar boyunca Suudi Arabistan’a ciddi miktarda kurbanlık ihraç edilirdi.
Bizimkilerin Ankara’ya getirdikleri kurbanlıklar da Suudi Arabistan’a gönderilmek üzere seçilmiş koyunlardı ve gerçekten oldukça güzel görünüyorlardı. Babamlar kurbanlıkları birkaç semtte satmak için dağıtmışlardı. Seyranbağları, İncesu ve Yıldız’da üç pazarda satılacaktı kurbanlıklar. En sosyete semt Yıldız olduğu için beni orada görevlendirdiler. Ne de olsa Türkçem fena değildi.
Bayram sabahı Yıldız pazarı oldukça hareketliydi. Pazardaki en dikkat çeken........
