menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Para: Hırsızın alın teri

23 0
30.09.2026

Kendisini Marksist olarak tanımlayan bir arkadaşım var, yeri gelince takılırım; “siz paradan anlamıyorsunuz” diye, “yahu, paranın kitabını biz yazmışız, nasıl anlamıyoruz?” diye öfkelenir hafiften. Ama her şaka bir gerçeğe tekabül eder ya, ben de öylesine espri yapmıyorum elbette, kesinlikle solcuların paradan anlamadığını düşünüyorum.

Şimdi memleket borsa vurgunu ve buradan para kaldıran siyasetçilerle meşgul ya, birkaç kelam etmek lazım gelir. Öncelikle merak buyurmayınız, bu da geçer. Demirel’in meşhur lafıdır; “siz kapısına icra memuru dayanan devlet gördünüz mü?” diye, el hak doğrudur, devletin kapısına icra memuru gelmez, çünkü devletin borcu olmaz, o borç bizim borcumuzdur ve biz öderiz, halk öder. Bu kaldırılan paraları da biz ödeyeceğiz. Dolayısıyla, endişeye mahal yok, bu borç da ödenir, bu açık da kapatılır illa ki.

Ancak bu borsa yolsuzluğunun farklı bir tarafı var. İktidarın bunun üzerine bir miktar gideceğini düşünüyorum. İktidarlar sistematize edilmemiş hırsızlığı sevmezler. Yapılan hırsızlık siyasi getiriye tahvil edilemiyorsa, hatta siyaseten oy kaybı yaratıyorsa, suç teşkil eder. Yoksa yasalara uygun yapılmış hırsızlıkların koyuna kuzuya bir zararı yoktur elbette.

Peki bu bağlamda yasal hırsızlık ve pek tabii arzu edilesi hırsızlık nasıl yapılır? Öncelikle ortaya bir iş koyarsınız. Örneğin bir köprü, bir yol, bir bina. Mümkünse bir ihtiyacı karşılaması tercih sebebidir. Ancak illa da ihtiyaç olması gerekmiyor. Ayda yılda bir kullanılacak havaalanı da olabilir. Şimdi bu yapılacak iş yüz liraya mal edilecekken, bunu sekiz yüz liraya bir müteahhide verirsiniz. Tadından yenilmeyecek iş yapma biçimi budur.

Öncelikle en........

© İlke TV