menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Olmazın bertarafı – makulün inşası

58 21
19.02.2026

Başlangıç tarihini iç savaşın başladığı noktaya veya Şam’ın HTŞ güçlerine teslim edildiği zamana ya da 10 Mart mutabakatından itibaren alalım, Suriye’de ve Ortadoğu’da büyük bir dönüşüm yaşanıyor. Özellikle de son bir yıllık dilimde Kürtlerin geleceğini derinden etkileyecek alt üst oluşlar yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor.

Batı ittifakı, yani kısaca Nato ve İsrail, Suriye’nin İran etkisinden çıkması ve Sunni bloğun bir parçası olması için HTŞ’nin Şam’ı ele geçirmesine alan açtı ve destekledi. Terör listelerinde para ödülüyle aranan Selefi Cihadistlere ışık hızında meşruiyet sağlandı, Beyaz Saray’da, BM Genel Kurulunda ağırlandılar. Birçok ülkenin üst düzey yetkilileri Şam’ı ziyaret edip terörist dedikleri Colani’ye desteklerini bildirdiler.

Bu hüsn-ü kabulün altında yatan, HTŞ’nin Ortadoğu dizaynında kullanışlı bir aparat olması ve verilecek talimatlara itiraz edebilecek gücünün olmamasıydı. Ve aynı zamanda Sunni hattın operasyonel aparatı olacak HTŞ’nin Suriye’de mutlak iktidarını sağlaması gerekiyordu ki Kürtlerin varlığı ve kontrol ettikleri alan bu planı aksatıyordu.

Dolayısıyla Kürtleri denklem dışına çıkarmak, mümkün olan en etkisiz konuma geriletmek için Halep’ten başlayan operasyonlara izin verildi. Kürtlerin bu saldırılara direncini sınırlayan birkaç açmazı vardı. SDG içinde ittifak halinde oldukları Arap unsurlarla hukukları hala devam ediyordu ve bu ittifakı bir anda bitirmek sadece Kürtlerin verebileceği bir karar değildi. Nihayetinde o ittifak bizatihi Arap unsurlar tarafından bozulunca Kürtler kendi alanlarına çekilip yeni baştan bir savunma hattı oluşturdular. Bu süreçte yaşananlar, Arap unsurların topraklarından hızlı geri çekilme, bir bozgun psikolojisi oluşmasına sebep oldu. Oysa Kuzeydoğu Suriye ve SDG, iç savaş koşullarında oluşmuş, bazı zorunlulukların dayattığı bir ittifaktı ve ila nihayet sürmesi pek de mümkün değildi. Dolayısıyla Rojava olarak hayat bulan, Kuzeydoğu Suriye’ye evrilen ve SDG bünyesinde sevk ve idare edilen yapı, zeminini yitirince tekrar Rojava’ya dönerek aslına rücu etti.

Kuzeydoğu Suriye’de kurulan yapı ve uygulanan sistem belki de Suriye’deki halkların bir arada yaşaması için olabilecek en demokratik ve özgürlükçü yapıydı. Ancak bu yapı Suriye’ye Batı ittifakı tarafından biçilen rol için kullanışlı değildi ve........

© İlke TV