menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dönmeyenleri beklemek

6 0
26.08.2026

Ahmedê Gulîzarê yatağında doğrulunca, sırtına iki tane yastık koydular. Şiddetli bir öksürük krizinden sonra nefesi rahatladı, bir yudum su verdiler ardından. Gecikmiş bir sonbahar güneşi yansıyordu pencerelere, camlar biraz aralanmış, odadaki hava serinlemişti. Sırtına ince bir battaniye örttüler üşümesin diye.

“Bu vakitlerde kar yağmış olurdu dağlara. Bugün yarın düze de iner diye beklediğimiz zamanlardı bu günler” dedi, yorgun sesiyle. Odada beş-altı kişi, sessizce çay içerek onu dinliyorduk.

“Çok sürmezdi karın düze inmesi. Koyunları köyün yakınlarında henüz karla kaplanmamış yamaçlarda otlatır, gece ağıla kapatırdık bu vakitler, çünkü dışarda kurdun rızkını kesen bir soğuk olurdu. Ve ben erken inen akşamlarda, pencerenin önünde sigaramı sarar, dağlara bakardım. Bu soğuk gecede dağda kalanları, dağlara gidenleri düşünerek.

Sonra kar yağardı durmadan, günler, geceler boyunca. Neredeyse kapıların boyunu aşacak kadar yağardı. Ve bitmeyen rüzgarların uğultusu titretirdi pencereleri. Bazen sabah gün ağarıp, dağların ufuklarında güneşin ışığını görünceye kadar uyumadan beklerdim.

Sular çağıldayıp, yeşerince yaylalar, daha bir umutla bakardım uzaklara. Bölük pörçük haberler gelirdi bazen. Ona benzeyen birini görmüşler uzak bir köyde, geçen sonbahar ya da önceki yaz. Zamanlar karışırdı birbirine, köylerin adı değişirdi. Vakit geçince kimden duyduğumu hatırlamadığım bu habere tutunarak yaşardım. Her an bir derenin kenarında karşılaşacak ve sıkıca sarılacakmışım gibi dolanırdım yaylaları.”

Çaylar soğudu önümüzde, yeniden dolduruldu bardaklar. Ahmedê Gulîzarê sustu bir müddet, gözlerini kapadı. Odada herkesin bildiği bir akıbeti, onun sesinden yeniden dinlemenin yüküyle ağırlaşmış bir hava vardı. Biz gidenlerin nasıl döndüğünü değil, dönmeyenlerin nasıl beklendiğini dinliyorduk.

“Gittiklerinde, önceden gidenlerin hatıralarından utanarak ağlardık; aynı yeri sızlayanlarla birlikte, aynı acıyla yanarken yüreğimiz. Sonra bekledik yıllarca. Mevsimler gelip geçti, gidenler oldu yeniden. Hiç kimse,........

© İlke TV