menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çerkesler neler yapmalı(ydı)?

14 0
28.07.2026

Bir önceki yazıda Çerkeslerin hali pür mealine dair birkaç kelam edip, “Çerkesler ne yapabilir?”i gündem edelim demiştik. Bu konunun hem Çerkesler arasında tartışılmaya hem de Çerkes olmayanların gündemine girmeye ihtiyacı var, nihayetinde omuz hizasında yaşıyoruz bu ülkede…

Çerkeslerin ne yapması gerektiği ile yapabilecekleri arasında çok büyük bir uçurum olduğu tespitini yaparak başlamak gerekiyor belki de konuşmaya. Çerkeslerin (yani bizim, hepimizin) diasporada kimlikleriyle bir özne olarak var olabilmeleri için yapması gerekenleri saymaya kalksak sayfalar yetmez ancak muhtemelen bir sonraki yazıda görebileceğiniz gibi yapabileceklerinden bahsetmek oldukça kısa sürecek.

Bu yazı ancak olması gerekene, ufka, hayale, ideale yetecek anca…

Çerkesler bugün Türkler ve Kürdlerden sonra en büyük etnik grup olarak anılıyor. Anavatanlarından uzakta 162 yıldır bu ülkenin tarihine dâhil bir topluluk olarak çok daha fazla görünür olmaları beklenir normal şartlarda. Ülkenin temel meselelerine dair söyleyecek sözleri, etkili kurumları, dikkate alınır kamusal entelektüelleri olmasını beklersiniz…

Sonuçta İkinci Meşrutiyet’in ardından oluşan sivil siyaset alanında boy göstermiş, kendi dilinde okullar açmış, Osmanlı’nın yıkılıp Cumhuriyet’in kurulduğu dönemde en çok konuşulan, tartışılan ve kendisini bir şekilde tartıştıran bir etnisite bahsettiğimiz. Ancak bu etkin ve etnik grubun Cumhuriyet ile birlikte tam bir sessizliğe gömüldüğünü, özellikle 1950’lere kadar kendi kamularını dahi inşa edemedikleriyle karşılaşırız. Dönemin Türkleştirme politikaları, endoktrinasyon süreçleri ve kurucu iradenin baskılarının bu sessizlikte etkisi yadsınamaz.

Ancak aradan geçen yüz yılın ardından Çerkesler hala özne olarak varlıklarını sürdüremiyorlarsa, dünyanın geldiği noktada hala demokratik bir kimlik siyasetini inşaa etmekten acizseler, iğneyi dışsal sebeplere çuvaldızı ise kendimize batırmamızın zamanı gelmiş de geçiyor demektir.

1950’li yıllarda açılabilen Kafkas/Çerkes derneklerinden bu güne kadar politik olarak varlık gösteremeyen kurumlarıyla, dikkate dahi alınmayan, sözüm ona talepleriyle neden bir hiç kimsenin umurunda olmadıklarını düşünmeden gelecek perspektifi çizmeleri zor Çerkeslerin.

Bir önceki yazıda da dediğimiz gibi Çerkeslerin yaşadıkları ülkede kaybolmamak, yok olmamak için talepleri, istekleri, mücadele perspektifleri, üzerine düşünülmüş bir politik programları var mı diye sorduğumuzda........

© İlke TV