Fon Bağımlılığı: Sivil Toplumun Açmazı
Sivil toplum kuruluşları neden var? Misyon üretmek için. Peki bugün Türkiye’deki pek çok STK’nın fiilen ne yaptığına bakarsak ne görürüz? Proje üretmek. Bu iki şey arasındaki mesafe, sivil toplumun bugün içinde bulunduğu en derin krizlerden birinin ta kendisidir.
Önce bir yanılgıyı düzeltmek gerekiyor: Türkiye’deki her STK fon almıyor. Çoğu alamıyor. Fon almak başlı başına bir kapasite meselesi — proje yazma becerisi, raporlama altyapısı, kurumsal temsil gücü gerektiriyor. Bu kapasite çoğu küçük ve yerel STK’da yok. Yani fon erişimi, zaten güçlü olan kuruluşların daha güçlü olduğu, küçük kuruluşların ise görünmez kaldığı bir eşitsizlik zemininde gerçekleşiyor.
Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi’nin 2024 verilerine göre Türkiye’deki STK’lar ortalama 1.3 farklı finansal kaynağa sahip. Bu rakam tek başına sivil toplumun finansal kırılganlığını gösteriyor. (Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi, 2024)
Fon Bağımlılığı Nasıl Oluşuyor
Fon alan STK’larda ise farklı bir sorun baş gösteriyor: bağımlılık. Bağımlılık, arkasında sürdürülebilir bir gelir modeli veya özel sektör desteği olmadan yalnızca fonlarla çalışan kuruluşlarda kaçınılmaz olarak ortaya çıkıyor. Tek kaynağa bağlı bir kuruluş, o kaynak çekildiğinde ne yapacak? Ya kapanacak ya da kaynağın istediği projeyi yazacak. Çoğu ikincisini seçiyor.
Cooley ve Ron’un NGO Scramble araştırması bu dinamiği erken belgelemişti: STK sayısı arttıkça fon rekabeti de artıyor. Bu rekabet, kuruluşları kendi gündeminden değil bağışçının gündeminden hareket etmeye itiyor. Zamanla kuruluş, misyonunun değil fonun taşıyıcısına dönüşüyor. (NGO Scramble — Cooley ve Ron, 2002)
Bu dinamik yalnızca uluslararası fonlarla sınırlı değil. Özel sektör fonları ve kamu fonları da aynı rehaveti besliyor. Belirli bir miktarı belirli bir süre için almak, sonra yalnızca bütçeyi yönetmek ve çıktıları tutturmak — zamanla bu düzen “yeterli” görünmeye başlıyor. Kaynak yaratmak yerine kaynak tüketmek alışkanlık haline geliyor.
Sürdürülebilir gelir modeli ise bunun tam karşısında duruyor. Dışarıdan gelen bir kaynağı beklemek değil, sürekli para yaratma kapasitesi geliştirmek demek. Bu pasif bir beklenti değil, aktif bir eğilim — hizmet veya ürün üretmek, talep yaratmak, piyasada karşılığı olan bir değer sunmak. Fonu bekleyen kuruluş ile kendi fonunu yaratan kuruluş arasındaki fark,........
