menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

"İSTENEBİLİR" İLE "İSTENİR" ARASINDAKİ ON DÖRT YIL: ANAYASA MAHKEMESİ SÜRESİZ NAFAKAYI KANUNUN METNİ YÜZÜNDEN Mİ, YARGITAY'IN OKUMASI YÜZÜNDEN Mİ İPTAL ETTİ?

18 0
01.10.2026

I. İki Yıllık Bir Nafaka

2017 yılında bir aile mahkemesi, kısa süren ikinci evliliğini bitiren kadın lehine aylık yoksulluk nafakasına hükmetti ve bu nafakayı iki yılla sınırladı. Gerekçesi açıktı: evlilik kısa sürmüştü, ortak çocuk yoktu, taraflar boşandıktan sonra birbirini bir daha görmeyecekti. Hâkim, Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesindeki fiilin kipine de dikkat çekmişti. Kanun, yoksulluğa düşecek eşin süresiz nafaka "isteyebileceğini" söylüyordu, nafakanın süresiz "verileceğini" söylemiyordu.

Kadın, sürenin sınırlanmasını temyiz etti. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararı bu yönden bozdu (E.2016/8859, K.2017/14407, T.12.12.2017). Dairenin cevabı da en az yerel mahkemenin gerekçesi kadar açıktı: kanun nafakanın süresi konusunda hâkime takdir yetkisi tanımamıştı ve "takdir hakkına sığınarak nafakayı belirli bir süreyle sınırlamak kanuna açık aykırılık oluşturur."

Bu iki paragraf arasındaki gerilim, Anayasa Mahkemesi'nin 30 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan kararının da özünü oluşturuyor. Mahkeme, TMK m.175/1'deki "süresiz olarak" ibaresini iptal etti (E.2025/156, K.2026/131, T.04.06.2026; RG 30.09.2026, S.33386). Ancak karar metni dikkatle okunduğunda iptalin yalnızca bir kelimeye değil, o kelimenin yirmi yılı aşkın süredir okunma biçimine yöneldiği görülüyor.

II. Kanun Ne Diyor, Uygulama Ne Anladı?

TMK m.175/1 şöyledir: "Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir." İkinci fıkra, nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmayacağını söyler. TMK m.158/2 aynı hükmü evliliğin butlanına da uygular.

Nafakanın akıbeti m.176'dadır. İrat biçiminde bağlanan nafaka, alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden kalkar; alacaklının evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır. Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde irat artırılabilir ya da azaltılabilir.

Metin bakımından iki okuma mümkündü. Birincisine göre "süresiz olarak" ibaresi bir üst sınır yasağıdır: alacaklı, yoksulluğu sürdükçe nafaka isteyebilir; hâkim de bu talebi somut olayın gereklerine göre karşılar. İkincisine göre ibare bir emirdir: irat biçiminde bağlanan yoksulluk nafakası, m.176'daki sona erme sebepleri dışında, ancak süresiz olabilir.

Yargıtay ikinci okumayı benimsedi ve bundan ayrılmadı. Bu yalnızca eski bir dairenin tutumu değildir. 2. Hukuk Dairesi, Anayasa Mahkemesi kararından üç ay önce de aynı gerekçeyle bozma yapmıştır: irat şeklinde takdir edilen yoksulluk nafakasının süreli olarak verilmesi "kanunun açık emrine aykırıdır" (E.2025/6525, K.2026/2506, T.04.03.2026). Dosya İstanbul'dan, bir Küçükçekmece aile mahkemesi kararından geliyordu ve istinaf incelemesinden geçmişti. Yani ilk derece ve istinaf, süreli nafakayı kabul edilebilir bulmuş; Yargıtay bunu yine bozmuştu.

2017 kararında gözden kaçmaması gereken bir ayrıntı daha var. Daire, sürenin ancak "nafaka alacaklısı açıkça talep etmedikçe" sınırlanamayacağını söylemişti. Demek ki süreli nafaka Yargıtay'a göre de mümkündü, ama yalnızca alacaklı bunu isterse. Hâkimin kendi takdiriyle süre koyması ise yasaktı.

III. 2012: "Zorunlu Değil" Diyen Bir Ret Kararı

Aynı ibare Anayasa Mahkemesi'nin önüne ilk kez 2012'de geldi. Kestel Asliye Hukuk Mahkemesi, daha önce bağlanmış bir nafakanın kaldırılması davasında ibarenin iptalini istedi. Mahkeme talebi esastan inceledi ve reddetti (E.2011/136, K.2012/72, T.17.05.2012).

Ret gerekçesinin bugün en çok önem taşıyan cümlesi, ibarenin nafaka alacaklısının her zaman ölünceye kadar nafaka alacağı anlamına gelmediğidir. Mahkeme, süresizliği sosyal hukuk devleti ilkesinin gereği saymış, ancak bunu "şartları bulunduğu sürece" destek olarak tarif etmişti. Başka bir deyişle Anayasa Mahkemesi, ibareyi birinci okumaya göre anlamış ve bu anlamıyla Anayasa'ya uygun bulmuştu.

O kararda tek karşı oy Üye Hicabi Dursun'undu. Dursun, yoksulluğun toplumsal bir olgu olduğunu, bunun yükünün boşanan eşlerden birine ömür boyu yüklenmesinin sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmadığını yazmıştı. On dört yıl sonra çoğunluk görüşüne dönüşen düşüncenin ilk ifadesi bu karşı oydur.

Uygulama ise 2012 kararını okumadı ya da okuyup kendisini bağlı saymadı. 2026 kararının 29. paragrafı bunu açıkça tespit ediyor: Anayasa Mahkemesi'nin 2012 kararından sonra da ibarenin emredici olduğu yönündeki yaklaşım sürmüş, nafakanın belirli bir süreyle sınırlandırılması kanuna açıkça aykırı sayılmaya devam etmiştir. Mahkeme bu tespite örnek olarak, yazının başında anılan 2017 tarihli bozma kararını göstermektedir.

IV. Antalya'dan İki Başvuru

2026 kararının başvurucusu Antalya 12. Aile Mahkemesi'dir. Aynı mahkeme bir yıl önce de aynı ibarenin iptalini istemişti. O başvuru, mahkemenin önündeki davanın bir nafakanın artırılması ve karşı dava olarak kaldırılması talebine ilişkin olduğu gerekçesiyle, esasa girilmeden reddedildi (E.2025/91, K.2025/82, T.27.03.2025). Anayasa Mahkemesi'ne göre........

© Hukuki Haber