Kendi Mensubunu Koruyamayan Savunma, Kimseyi Savunamaz
13 Ekim’de Aksaray Adliyesinde bir avukat meslektaşımızın fiziksel ve sözlü saldırıya uğradığı bildirildi. Ertesi gün İstanbul’da hacze giden Avukat Mert Sümer ile icra memuru, borçlunun saldırısına, hakaret ve tehditlerine maruz kaldı. Yapılan açıklamalara göre borçlu, aracını ikisinin üzerine sürdü; meslektaşımız bacağından ağır yaralandı. 17 Ekim’de ise İstanbul’da çocuk teslimi işlemine katılan bir başka meslektaşımızın tehdit ve fiziki saldırıya maruz kaldığı açıklandı. Beş gün içinde, üç farklı çalışma alanında üç ayrı saldırı.
Beş yıl önce, 2021’de, 27 yaşındaki Avukat Ersin Arslan haciz mahallinde borçlu tarafından silahla vurularak hayatını kaybettiğinde, Türkiye Barolar Birliği Adalet Bakanlığına başvurmuş; her fiilî haciz sırasında güvenliğin kolluk tarafından sağlanmasını öngören kanuni düzenleme yapılmasını istemişti. Aradan geçen yıllarda saldırılar sürdü. Haciz mahallerinde güvenliğin sağlanmasına yönelik düzenleme talebi, 2026’da da TBB’nin gündeminde olmaya devam etti.
Avukatın korunmasında sorumluluk, saldırıya uğrayan avukata değil; onu yalnız bırakmaması gereken mesleki örgütlenmeye ve güvenliğini sağlamakla yükümlü kamu makamlarına aittir. Avukatın tehdit karşısında geri çekilmeye zorlandığı yerde, zarar gören yalnızca meslek mensubu değildir. Onun aracılığıyla hakkını arayan kişinin hukuki güvencesi de zayıflar.
Baro başkan ve yönetim seçimlerinin yapıldığı bu dönemde, adaylara yöneltilecek temel sorulardan biri bu tablonun içinde saklı: Avukatın mesleğini güven içinde yapabilmesi için somut olarak ne yapacaksınız? Birlikte ne yapacağız?
Mesleğin ekonomik sorunları, genç avukatların çalışma koşulları ve savunmanın bağımsızlığı elbette seçimlerin gündeminde olmalıdır. Ancak avukatın görevini yaparken tehdit edilmemesi, baskıya uğramaması ve beden bütünlüğünün korunması bütün programların merkezinde bulunmalıdır. Herkesin kınadığı bu tabloda artık sorulması gereken, “Ne düşünüyorsunuz?” değil, “Ne yapacaksınız?” sorusudur.
Önce saldırıyı mümkün gören anlayış değişmeli
Değişmesi gereken temel düşünce, avukata baskı yapılabileceği, tehdit edilerek geri adım attırılabileceği ve bunun ciddi bir karşılığının olmayacağı inancıdır.
Mayıs 2023’te kamuoyuna yansıyan bir sokak röportajında bir kadın, geçmişte doktorların kendilerini azarladığını anlattıktan sonra, “Şu an biz doktor dövüyoruz” diyor ve “O rahatlıktayız” diye ekliyordu. Şiddeti bir kazanım gibi sunan bu anlatımda, bir meslek mensubuna saldırabilmek güç sahibi olmanın göstergesine dönüşüyordu.
Tek bir kişinin sözünden bütün toplum hakkında hüküm çıkarılamaz. Ancak bu söz, mücadele edilmesi gereken anlayışı açık biçimde gösteriyor: Memnun kalmadığı hizmetin, kabul etmediği kararın veya karşılaştığı hukuki talebin hesabını, görevini yapan kişiye baskı uygulayarak sorabileceğini düşünmek.
Avukata yönelik şiddetle mücadele, bu “rahatlığı” ortadan........
