DÜŞ YAKAMIZDAN KOCASAKAL
Birkaç hafta önce Prof. Dr. Ümit KOCASAKAL, 2026 İstanbul Barosu seçimlerinde baro başkanlığına aday olduğunu açıkladı.
Oysa art arda 6 yıl baro başkanlığı yaptıktan sonra, bundan tam 10 yıl önce, 2016 senesinde “Değerli meslektaşlarım ve yurttaşlarım” diye başlayan tüm toplumu muhatap aldığı bir yazı yayımlayarak, başkanlığı bırakmıştı: https://istanbulbarosu.org.tr/haber/umit-kocasakalin-veda-mesaji
Bu upuzun veda mesajında, görevi bırakmanın da en az göreve gelmek kadar önemli olduğunu anlatmıştı.
Hatta öyle uzun anlatmış ki insan yazının ortalarında “baro başkanlığı”nı değil de Roma İmparatorluğu’nu kendi isteğiyle terk ettiğini sanıyordu.
Koltuğu bırakmış ama bırakış biçiminin de tarihe geçirilmesini istemişti. Kimse ona “git” dememiş, aksine kalması için yoğun biçimde ısrar edilmiş ve yeniden seçilmesi de neredeyse kesinmiş…
Buna rağmen kendisi, koltuğa yapışanlardan olmadığını vurgulayarak makamı büyük bir gönül rahatlığıyla bırakmıştı.
Baro başkanlığını hiçbir zaman “sıçrama tahtası” olarak görmediğini özellikle belirtmiş; hemen ardından daha büyük görev ve sorumluluklara yelken açabileceğinin haberini vermişti bu veda mesajında.
Kısacası 2016’da koltuğu bırakmış ama sahneden inmemişti. Veda ediyor gibi görünmüş, şiirini okuyup perdeyi kapatmıştı.
“Sadece baro başkanlığını bırakıyorum. Ümit Kocasakal olmayı ise son nefesime kadar sürdüreceğim” diyerek yeni ihtimalleri de açık bırakmıştı.
Aradan tam on yıl geçti. Bir elinde Nutuk, aklında yarım kalan saltanatıyla memleketin halini izleyen Roma imparatoru, yeniden tahta talip oldu.
Peki bu “Ümit KOCASAKAL olmak” nasıl bir şey? Aklımda kalanlarla bir de ben anlatayım. Aynı zamanda da 6 yıllık başkanlık döneminde bize bıraktığı “ödenmemiş faturaları”nı çıkartayım:
6 yıllık başkanlığı döneminde bize bıraktığı en önemli eser arama- tarama konusuydu.
Türkiye’deki 388 adliye içerisinde yalnızca Çağlayan, Bakırköy ve Anadolu adliye girişlerinde uygulanan duyarlı kapı geçişlerinden bahsediyorum.
O dönem Kocasakal ve ekibi bu uygulamaya karşı koymak yerine, Başsavcılık ile görüşüp “mutabakat yaptığını” ifade etmişti.
Bilgi Edinme Kanunu kapsamında savcılığa bu mutabakatı sorduğumda ise savcılık Hocamızı yalanlamış, mutabakat olmadığını söylemişti : https://www.hukukihaber.net/bassavcilik-istanbul-barosu-ile-duzenlenen-bir-mutabakat-yok
Aradan yıllar geçti, duyarlı kapı uygulaması tüm Türkiye’de sadece İstanbul’daki bu üç adliyede kalıcı hale geldi.
Ve şimdi Çağlayan Adliyesinin 7. katına ve Anadolu Adliyesinin 6. katına da o duyarlı kapılardan konuldu.
Bir ara gidip eserini gör hocam.
Oktar Suç Örgütü Davası
Elbette bir avukat olarak seni müvekkillerin üzerinden, takip ettiğin dosyalar üzerinden eleştirecek değilim.
Hiç kimse bir avukatın, aldığı veya reddettiği davalar ya da temsil ettiği kişiler nedeniyle erdemini veya ahlakını sorgulayamaz, müvekkiliyle özdeşleştiremez. Meslek kuralları da zaten bunu söylüyor.
Ama bu........
