menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dertleşme zamanı

2 0
yesterday

2000’li yılların başlarında günlük olarak yayın hayatına başlayan HALK Gazetesi’nde her hafta yazmaya başladığım köşe yazılarımın sayısı 1150’i buldu.

Halk Gazetesi’nin yayına başlamasından önceki tarihlerde haftalık ve aylık yayınlanan gazete ve dergiler ile Samsun Eczacı Odası’nın bültenlerinde de yazılarım yer almıştı.

Sonraki tarihlerde adı Hedef Halk Gazetesi olarak değişen bu gazetede yayınlanan köşe yazılarımı, “DÜNDEN BUGÜNE KÖŞE YAZILARIMDA TÜRKİYE VE SAMSUN” Başlığı ile kitaplaştırdım. 

Her biri ortalama 300 er sayfadan oluşan kitaplarımın sayısı, geçen ay yayınlanan son iki kitabımla yediye ulaştı.

Bu arada, meslek yaşamım ve Samsun Eczacı Odası Başkanlığı ile Türk Eczacılar Birliği Merkez Yönetimindeki görevlerim sırasında edindiğim mesleki bilgi ve deneyimlerimle, çok sayıdaki sivil toplum kuruluşları ile siyasi yaşamımdaki gözlemlerimi de gelecek kuşaklara iletmek üzere, “BİR ECZACININ MESLEK VE MESLEK ÖTESİ ANILARI” adlı bir ayrı kitapta topladım.

Yirmi üç yılı Hedef Halk Gazetesi’nde olmak üzere, elli yıla ulaşan yazın yaşamımın son dönemine girerken, siz okuyucularım ile bir dertleşme yapma gereği duydum. 

Bu kararı almama, ülkemizin içinde düştüğü demokrasi ve hukuk dışı yönetim biçimi ve Samsun’u yönetenlerin yıllardır süregelen ve hiç değişmeyen kent halkını ve kent bileşenlerini yok sayan, “Ben yaptım oldu” yönetim anlayışı, neden oldu.

Demokrasi ile yönetilen ülkelerde gazeteler ve televizyon kanalları ile meslek örgütleri ve STK’LAR aydınlanma ve bilgilendirme aracı olarak çok büyük önem taşır. 

Köşe yazarları ve TV yorumcuları ile kent bileşenleri, gördükleri yanlışları eleştirir ve bilgi birikimleri ile ülkeyi ve kentleri yönetenlere öneriler sunar.

Artık ülkemizde eleştiri yapmanın suç olarak algılandığı, düşünce ve bilgi paylaşımının hiçbir öneminin kalmadığı görülüyor.

Bir Samsun sevdalısı olarak, 1970 yılında eczanemi açtığım günden itibaren Samsun ve Samsunspor konusunda elimden geldiğince taşın altına elimi soktum. Bu, Samsun’u sevmemin ve kentlilik bilincimin gereğiydi.

İlerleyen süreçte, Samsun’un ciddi anlamda “Sahipsizlik” sorunu olduğunu gördüm. Samsun’un en önemli tanıtım markalarından birisi olan Samsunspor ise, başkan bulmakta zorlanıyor ve sürekli ekonomik sıkıntılarla boğuşuyordu. 

Samsun, özellikle 1960 sonrası kırsaldan çok göç alan bir kent alması nedeniyle, kentlilik bilinci gelişmediği için kendisini yönetecek belediye başkanlarını ve temsil edecek milletvekillerini çoğu kez Samsunlu olanlardan değil, başka illerden gelerek Samsun’a yerleşmiş ama bir türlü Samsunlu olmayı benimsememiş insanlardan seçmek zorunda bırakılıyordu. 

Bu sorunları aşabilmek ve Samsunspor’a sahip çıkmak, Samsun adına büyük bir onur kaynağı olan ONDOKUZMAYIS’IN anlam ve önemini........

© Hedef Halk