Türkçe katında yaşamak ve yurttaş olmak 18 Ağustos 2026
Bugün köşemi önemli bir konuda Kamuran Semra Eren Ayık’a bırakıyorum.
Sizi Fazıl Hüsnü’nün “Türkçe Katında” şiiriyle selamlamak istiyorum. Hepsini değil bir bölümünü okuyayım / okuyacağım.
Bu şiiri niçin okuduğu konuşmamın sonunda daha iyi anlamlandıracaksınız.
Değerli Şahin Bey programınıza bugüne dek öyle iyi alan uzmanları katılmış ki ve öyle genelden özele ; öyle ana başlıklar; satır arası yan başlıklar üstüne konuşmuşlar ki çok ilgimi çekti dinledikçe düşündüm.
Ya ne güzel ! Eğitimde boşluk bırakmayan alan uzmanları hala var ve bunların çoğu genç. Umudum eğitim alanında yeniden ateşlendi doğrusu.
"Peki ben konuşmalıyım?" sorusunu yönelttim kendime . Öyle ya emekli olalı 15 yıl olmuştu. Eğitim alanına yeni, tanımlamalar yeni kuramlar vb çok şey girmişti. Onları iş başındaki akademisyen arkadaşlarıma bıraktım. Ben artık sıradan bir yurttaşım. Yurttaşlığıma nitelik katan alanımla ilgili bir konu seçmeyi yeğledim.
Kalan ömrümü hala Türkçe katında yaşayarak geçiriyorum. Olayları durumları Türkçe katında yaşayarak değerlendiriyorum. En donanımlı yönüm Türkçe diye düşünüyorum. Bir de yurttaş olmanın birincil ölçütü dil birliği... Yani dinleme , okuma, konuşma yazma birliği.... Genel başlıkta toplarsak anlayabilme ve anlatabilme... İşte konuşmacı konuklarınızı dinledikçe konu başlığınız düşüncemde sorular oluşturdu?
Türkiye Hepimizin mi ??? Eğitim gerçekten herkes için mi ??? Paylaşım demokrasi bilimsel bakış ve laikliği önceleyen program konuşmacıları bana bütün bunların elden kaymakta olduğunu düşündürttü ve ben de tırnak içinde "Türkçe katında yaşayarak yurttaş olmak. " konusunu seçtim . Dilerim anlamlı olur.
Türkçe katında eğitim :
Eğitimin sorunları en kalkınmış ülkelerde de bitmez . Eğitim en iyiye en güzele, insan olmaya insanlığa giden sonsuz bir yolculuktur.
Şu an bizim ülkemizde hal böyle mi ? Elbette değil . Özellikle son 25 yıldır yurttaş çocukları torunları biri birleri için öteki konumunda. Öyle ki çocuk eve geldiğinde annesi babası tümüyle ayrı dünyada... Çocuk evinde de kendini öteki olarak görmekte hatta ana babaya çevresine düşman olarak büyümekte… Ne oldu da bu duruma düştük ? Yurttaşlık hak ve hukukunun anayasal niteliğini bile bozmaya yönelik yönetimsel yanlışlar yüzünden elbette; bu gerçeği baştan söylemiş olayım. Cumhuriyeti kuruluş felsefesi bilimden güzel sanatlarda bedensel sağlıkta yükselmek ve ileri gitme yani gelişme üzerinedir.
Mevcut yasalar da öyle der. Zorunlu eğitim ; devlet yurttaşını temel eğitim süresince parasız okutur... Karmadır, cinsiyet ayrımı gütmez fırsat eşitliğini gözetir sınıf ayrımı yoktur; bilimsel , laik demokratik cumhuriyet Devrimlerine bağlıdır...
Bunları 5 yıllık sonra 8 yıllık ilkokulu bitiren öğrenci bilirdi . Ulus olma ve var oluş felsefesini kavramak yaşamla bütünleştirmek için için Onuncu yıl nutku . Gençliğe hitabe çok önemliydi. Kurtuluş savaşını zaferle kazanmış , Cumhuriyeti kurmuş önder devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk'ün birinci ağızdan yani bizzat anlattığı aydınlatma hem yazılı hem hitaplı belgeleridir Son yirmi beş yıldır örgün eğitimin temel eğitim süreçlerinde bu belgeler yok . Çocuk okulda öğrenmeyi yani öğretmeni önemser. bozuldu . İşbaşında hep birlikte örgütlüce katılımcı öğretmenlik varken sınavlara bağlı üniversite bitirmişe yeniden akademi sınavıyla seminer dersleriyle yine sınav sonuçlu .
Öğretmen yapma sistemi olsa olsa bütün öğrencileri sınavdan sınava koşturan eğitim sistemini yaratır. Bu sistem yurttaş eğitimi vermez . Sadece yarıştırır hırs geliştirir ego şişirir gurur kırar umut azaltır.
Diğer bir husus ; sanat yapıtları ;şiirler , öyküler , romanlar, masallar vb türlerin baş yapıtları dünya klasikleri eğitim ortamlarından kaldırılmış durumda .Resim müzik dersleri bitmiş beden eğitimi dersleri yok hükmünde… Köyler mahalle oldu okullar yok… Büyük bir keşmekeşlikle Cumhuriyet devrimlerini silme mücadelesinde bir bakanlık…. Oysa Cumhuriyetin yetiştirdiği sanat kültür ve bilim insanlarının yapıtları belgelikleri vb. çocuk kimliğine kişilik gelişimi sağlayan kaynaklardı. Bu kaynakların Türkçesi dil dizgesi olay örgüleri okuyana zenginlik katardı.
İletişim ve etkileşim yöntemli yaparak yaşayarak öğrenme süreçleri vardı. Mustafa Necati, Vasıf Çınar , Saffet Arıkan ,Hasan Ali Yücel ve Tonguç'ların özlemi olan İyi insan iyi yurttaş böyle çoğalmaya başlamıştı. Kendimden örnek vereyim şiir sevdirildiği için şiir okumalarda hep olmak isterdim. Babaannemden dedemden bilmeceler masallar dinlediğim için okulda bu kitapları merak ettim öğretmenlerimiz zaten yurttaştan yana öğretmen oldukları için iyi yetiştirildik.
Okulda öğrendiğim Erzurum türküsünü hiç unutmadım. 12 yaşımda gittiğim Beşikdüzü öğretmen okulunda okuduğum tüm romanlardaki öğretmenlerden etkilendiğim için öğretmen olduğum görev yerime tek başıma gittim .Okul yöneticileri bunu kimsesizlik ya da başına buyrukluk olarak yorumlayıp beni değersizleştirmeye çalışsalar da başarılı olamamışlardı. Çünkü ben o kitaplardan öğretmen olarak mücadele yöntemlerini de öğrenmiştim...
Türkçemin yüz akı yapıtlarını sevgili öğrencilerle buluşturma çabasından hiç vazgeçmedim. Yararını görüyorum. Günümüzde mobing denilen baskıya boyun eğmeyişimdeki........
