menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Öğretmenlerin ve eğitimin sorunları ile buna paralel olarak mücadele de giderek büyüyor… 13 Ekim 2026

14 0
13.10.2026

“Öğretmenlerin hakları lütuf değil, haktır. Bu hakları alana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Öğretmenlerin emeğinin değersizleştirilmesine, güvencesizleştirilmesine ve birbirinden ayrıştırılmasına karşı birlikte mücadele edeceğiz.”

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Mersin Temsilcisi Nebil Birtek ile eğitimin sorunları üzerine söyleştik.

Türkiye’de bildiğimiz kadarıyla farklı statü ve istihdam biçimleriyle görev yapan öğretmenler bulunuyor. Kadrolu, sözleşmeli, ücretli ve özel sektör öğretmenleri gibi farklı çalışma biçimleri söz konusu. Bu farklılıklar öğretmenlerin özlük hakları, ücretleri, iş güvencesi ve çalışma koşullarını nasıl etkiliyor? Öğretmenler arasında böylesine farklı statülerin bulunmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’de öğretmenler aynı işi yapmalarına rağmen farklı statüler altında çalıştırılıyor. Kadrolu, sözleşmeli, ücretli ve özel sektör öğretmenliği gibi ayrımlar; ücret, iş güvencesi, özlük hakları, izinler, çalışma saatleri ve emeklilik gibi birçok alanda ciddi farklılıklar yaratıyor. Özellikle ücretli öğretmenler düşük ücretlerle ve sınırlı güvencelerle çalışırken, özel sektör öğretmenleri de çoğu zaman düşük ücret, uzun çalışma saatleri, yoğun iş yükü ve işten çıkarılma baskısıyla karşı karşıya kalabiliyor.

Biz bu tabloyu yalnızca öğretmenlerin çalışma koşulları açısından değil, eğitim hakkı açısından da değerlendiriyoruz. Çünkü güvencesiz ve ekonomik olarak zor durumda bırakılan bir öğretmenden, sürekli kendisini geliştirmesini ve öğrencilerine en iyi eğitimi vermesini beklemek mümkün değil.

Bizim temel yaklaşımımız şu: Öğretmenlerin hangi kurumda ve hangi statüde çalıştığına bakılmaksızın, eşit işe eşit ücret, güvenceli çalışma ve eşit özlük hakları sağlanmalıdır. Öğretmenleri birbirinden ayıran ve aynı mesleği farklı koşullarda yapmaya zorlayan bu istihdam biçimleri yeniden ele alınmalıdır. Çünkü öğretmenin güvencesi, öğrencinin eğitim hakkının da güvencesidir.

Kamu okullarında görev yapan öğretmenlerin mevzuat gereği yasak olmasına rağmen özel öğretim kurumlarında da çalıştığı ile özel kurumlar açtıkları yönündeki durumun yaygınlaştığı görülüyor. Kamu öğretmenlerinin özel sektörde çalışması ya da kurum patronları haline gelmelerinin hem özel sektör öğretmenlerinin istihdamı, çalışma koşulları üzerinde hem de Türkiye’de eğitimin niteliği üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu düşünüyorsunuz?

Devlet okullarında görev yapan öğretmenlerin özel kurslarda, kolejlerde ve özel öğretim kurumlarında çalışması ya da kendi özel eğitim kurumlarını açması, yalnızca bireysel bir “ek gelir” meselesi değildir. Bu tercih, özel sektörde çalışan binlerce öğretmenin zaten ağır olan işsizlik, düşük ücret ve güvencesizlik koşullarını daha da derinleştirmektedir. Kamu tarafından güvence altına alınmış bir işi olan öğretmenin, özel sektörde yedek iş gücü olarak yer alması; ücretlerin aşağı çekildiği, rekabetin körüklendiği ve öğretmenin kolayca işsiz bırakılabildiği bir düzeni........

© HalkTV