menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

NE-DER yapay zekanın eğitimdeki yeri için ne der? 31 Ağustos 2026

7 0
monday

“Bir ülkenin güçlü bir yapay zekâ ve teknoloji ekosistemine sahip olabilmesi için nitelikli insan kaynağına, güçlü üniversitelere, bilimsel araştırma merkezlerine, veriye, yüksek hesaplama kapasitesine, veri merkezlerine, yazılım şirketlerine, girişimcilik ekosistemine ve ciddi AR-GE yatırımlarına ihtiyacı vardır. Bunun başlangıç noktası ise eğitimdir.”

NE-DER Yürütme Kurulu Üyesi/ Dijital Dönüşüm ve Yapay Zeka Uzmanı Onurhan Özdemir ile yapay zekâya dair konuştuk.

NE-DER nedir ve temel hedefleri nelerdir?

NE-DER, Nitelikli Eğitim Üretken Öğretmen Derneğidir.

Sorunlar, olaylar ve durumlar karşısında yalnızca sorunları dile getiren değil, “Ne yapmalı?” sorusunun yanıtını arayan; çözüm önerileri geliştiren ve bu önerileri projelere dönüştürerek halkımıza ve yetkililere sunan bir dernektir.

Türkiye eğitim tarihimizin olumlu örneklerinden, Cumhuriyetimizin kuruluş ilkelerinden ve eğitim devriminden, Köy Enstitüsü deneyimimizden, dünyada gerçekleştirilmiş başarılı eğitim reformlarından ve eğitimin evrensel ilkelerinden yararlanıyoruz.

Bu birikimlerden hareketle eğitimcilerimiz ve bilim kurulumuz tarafından Türkiye Eğitim Reformu ve Öğretmen Üniversitesi projeleri hazırlandı.

Hedefimiz; bugün birçok ilimizde yüzlerce paydaşımızla yaptığımız çalışmaları Türkiye’nin yedi bölgesine ve 81 iline taşıyarak bu projeleri toplumun her kesimine anlatmak ve eğitim reformu konusunda güçlü bir toplumsal talep oluşturmaktır.

Bu talebin sonucunda da siyasi partilerin Türkiye Eğitim Reformu ve Öğretmen Üniversitesi projelerini programlarına almalarını ve eğitim reformunu ülkenin öncelikli politikalarından biri hâline getirmelerini istiyoruz.

Çünkü eğitim meselesinin siyasi görüşlerden bağımsız olarak Türkiye’nin ortak geleceği olduğuna inanıyoruz.

Eğitimde ve hayatımızda bir yapay zekâ devriminin içinde olduğumuzu söyleyebilir miyiz?

Evet, artık yapay zekâ devriminin içindeyiz.

Dijital teknolojiler ve yapay zekâ hayatımızı kolaylaştıran çok güçlü araçlara dönüşmüş durumda. Eğitimden sağlığa, üretimden sanayiye, iletişimden bilimsel araştırmalara kadar yaşamın hemen her alanında kullanılmaya başlandı.

Geçmişte yaşanan büyük teknolojik dönüşümlerde geç kalmanın bedelini ülkeler ekonomik ve toplumsal olarak ağır biçimde ödediler. Yapay zekâ çağında aynı hatayı yapmamalıyız.

Bu nedenle yapay zekâyı ve dijital teknolojileri eğitim sistemimize hızlı ancak bilinçli biçimde entegre etmek zorundayız.

Fakat yalnızca yapay zekâyı kullanan bir toplum olmak yeterli değildir.

Yapay zekâyı hem kullanabilmeli hem de üretebilen bir ülke olmalıyız.

Bunun yolu da bilimden, teknolojiden ve nitelikli eğitimden geçmektedir.

Yapay zekâ öğretmenin yerini mi alacak, yoksa öğretmenin rolünü mü değiştirecek?

Yapay zekânın öğretmenin yerini tamamen alacağını düşünmüyoruz. Ancak öğretmenin bugünkü rolünü önemli ölçüde değiştireceği açıktır.

Çünkü artık bilgiye ulaşmak eskisi kadar zor değil. Bir öğrenci saniyeler içerisinde bir konunun açıklamasına ulaşabiliyor, soru hazırlatabiliyor, yabancı dil pratiği yapabiliyor veya kendi seviyesine göre çalışma materyali oluşturabiliyor.

Bu nedenle öğretmenin görevi artık yalnızca bilgi aktarmak olamaz.

Yeni dönemin öğretmeni; öğrencisine doğru soruyu sormayı, bilgiyi sorgulamayı, kaynakları doğrulamayı, eleştirel düşünmeyi, üretmeyi ve teknolojiyi bilinçli kullanmayı öğreten rehber olmak zorundadır.

Yapay zekâ öğretmene de çok önemli imkânlar sunacaktır. Ders planlarının hazırlanması, farklı seviyelerde eğitim materyallerinin oluşturulması, ölçme ve değerlendirme, öğrencilerin eksiklerinin belirlenmesi ve kişiselleştirilmiş eğitim gibi birçok konuda öğretmenin kapasitesini artırabilir.

Ancak öğrenciyi tanımak, ona ilham vermek, iletişim kurmak, değerler kazandırmak ve onun sosyal ve duygusal gelişimine rehberlik etmek insan ilişkisine dayanmaktadır.

Dolayısıyla geleceğin eğitim modeli öğretmensiz bir eğitim değil; teknolojiyle güçlendirilmiş öğretmen modelidir.

Bugünün çocuklarını geçmişin eğitim yöntemleriyle geleceğe hazırlamak mümkün mü? 21. yüzyıl öğrencisine hangi yeni becerileri kazandırmamız gerekiyor?

Bugünün çocuklarını geçmiş yüzyılın eğitim anlayışıyla geleceğe hazırlamamız mümkün değildir.

Geçmişte bilgiye ulaşmak zordu ve eğitimin önemli görevlerinden biri bilgiyi öğrenciye aktarmaktı.

Bugün ise bilgiye ulaşmak çok daha kolay.

Dolayısıyla artık temel soru yalnızca “Ne biliyorsun?” değildir.

“Bildiğin bilgiyle ne yapabiliyorsun?”

Bu nedenle çocuklarımıza eleştirel düşünme, problem çözme, yaratıcılık, iletişim, iş birliği, dijital okuryazarlık ve yapay zekâ okuryazarlığı gibi yeni beceriler kazandırmamız gerekiyor.

Bunların yanında çok önemli bir başka beceri daha vardır:

Çünkü bugün kullanılan teknolojiler birkaç yıl içerisinde değişebilir. Bazı meslekler dönüşebilir, yeni meslekler ortaya çıkabilir.

Dolayısıyla eğitim sistemi yalnızca bugünün mesleklerine insan........

© HalkTV