İdam yasası ve hakikatle imtihanımız
Sıcak gündemlerin oluşturduğu duygusal atmosferi etkileşim fırsatına çevirmenin neredeyse sıradanlaştığı bir çağdayız. Önümüze durmadan akan bir bilgi seli var; ama bu sel, berraklıktan çok bulanıklık taşıyor. Hangi birini düzelteceksiniz? Üzerimize adeta devasa bir dijital çöplük boca edilmiş durumda. Daha kötüsü, çoğumuz bu çöplüğü temizlemeyi bir yana bırakın, farkında olmadan büyümesine katkı sunuyoruz.
Bunun temelinde rahatlık ve kolaycılık yatıyor. Oysa karşımıza çıkan bir bilginin doğruluğunu teyit etmek çoğu zaman zor değil. Fakat bu küçük zahmete katlanmayı gerekli görmüyoruz. Böylece yalan, hızın imkânını arkasına alarak gerçeği geçiyor.
Bir yanda bilinçli biçimde üretilen dezenformasyon var: Müslümanları karalamayı, İslami hareketleri itibarsızlaştırmayı, fitne ateşini harlamayı, ırkçılığı ve mezhepçiliği körüklemeyi hedefleyen içerikler… Bu zaten başlı başına bir sorun. Fakat dikkat çekilmesi gereken bir başka husus şu ki: iyi niyetle yapılan, farkındalık üretmeyi amaçlayan ama hakikatle bağını zayıflatan paylaşımlar…
Filistin ve Etkileşim Cazibesi
Özellikle Filistin meselesinde bu durum daha görünür hâle geliyor. Hassasiyetin zirve yaptığı anlarda, teyide muhtaç ya da açıkça yanlış bilgiler hızla yayılıyor. Mesela son günlerde dolaşıma giren bir video, “Gazzelilerin idamı başladı!” gibi ifadelerle servis ediliyor. Hatta “18 yaşından küçük çocuklar ve Dr. Hüsam Safiye de idam edilenler ya da edilecekler arasında!” deniliyor. Oysa bu iddiaların hiçbirinin teyidi yok. Video eski ve konuyla ilgisiz.
Siyonist İsrail Meclisinin onayladığı ve Ben Gvir gibi........
