menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Peygamberi iletişim ve nezaket ahlakı

372 0
25.06.2026

21. yüzyılın post modern çağında insan ilişkilerinin hem bireysel hem de toplumsal boyutu hızla bir değişim ve dönüşüme uğramaktadır. Teknolojik olarak gelişmiş ancak insan ilişkileri de bir o kadar zayıflayıp gerileyen bir sosyal düzen hâkim olmaya başlamaktadır. Diğer bir deyişle dayanışma ve iş birliğine dayalı ilişkiler yerini daha seküler ve bireyselciliğin ön planda olduğu topluluklara bırakmaktadır.  Bu değişim ve dönüşüm sürecinde, çevremizdeki birçok kişinin dünyanın artık eskisi gibi olmadığını söyleyerek hayıflandığına tanık oluruz.

Bu hayıflanma durumu tartışmaya açık ayrı bir meseledir. Çünkü insanlar tarih boyunca neredeyse her dönem ve çağda iletişim kurarken birbirlerini incitecek tutum ve davranışlar sergilemiş, salih amellerin karşısında habislikler de var ola gelmiştir. Ancak bu yüzyıla özgü bir durum varsa, o da insanların tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar konforlu ve teknolojik imkânlara sahip olmalarıdır. Bu durumun sağladığı sözde avantajlar, bireylerdeki kendi kendime yeterim, bir başkasına ihtiyacım yok anlayışını -diğer bir ifadeyle bireyselciliği- gündelik yaşam alışkanlığına dönüştürmeye ortam hazırlamıştır.  Nitekim son dönemlerde hızla yayılan konformizm tutkusu, toplumsal birliktelik bilincini zayıflatmış, Kur’an’da vurgulanan güzel ahlaki tutum ve davranışları seküler bir erozyona uğratmıştır. Bu erozyon halinin yarattığı sosyo-kültürel ortamın bedeli insan ilişkileri açısından da oldukça ağır olmuştur.

Bunun yansımaları, gün geçtikçe artan toplumsal huzursuzluklar şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Her geçen gün akrabalık bağları zayıflamakta, komşuluk ilişkileri eski gücünü kaybetmekte, cemaat ve topluluk bilinci aşınmaktadır. Hayatın hemen her alanında hoşgörü, nezaket ve güzel üslup giderek daha az görünür hâle gelmektedir. Bir zamanlar toplumsal yaşamın temel öğelerinden olan “akrabalık bağları/sıla-i rahim, komşuluk ilişkileri, yardımlaşma ve dayanışma, hoşgörü, saygı, güven, vefa, misafirperverlik, paylaşma, empati, sorumluluk duygusu, fedakârlık” gibi değerler bugün adeta nesli tükenmekte olan erdemlere dönüşmüştür. Gündelik yaşamda sosyal ilişkilerimizi ayaktan tutan bu erdemler, tatlı bir aşınmayla değil, kaba bir yontulmayla karşı karşıya. Hız-haz çağı şeklinde tarif edilen günümüz dünyası, insan ruhunun en zarif yapısını temsil eden nezaketin de aynı hızda erimeye başladığı bir dönemi ifade eder.

Konuya biraz farklı pencereden bakalım. Soruyorum; bir ülkenin gelişmişlik düzeyini ekonomik kalkınma, teknolojik gelişme, kentleşme veya yüksek teknolojik araçlara sahip olması mı belirler? Eğer cevabınız hayır ise bu denklemde insanlarının birbirine hitap etme şekli veyahut nezaket ilişkilerinin nerede durduğu üzerine tefekkür etmek ve söz söylemek gerekir. Bugün kamusal alanda, sokakta, iş yerlerinde, özel/mahrem alanlarda ve sosyal ilişkilerde ciddi bir üslup problemi ile karşı karşıyayız. “Hayır! Gerçek şu ki insan, kendisini ihtiyaçsız gördüğü zaman mutlaka azar.” (Alak 96:6-7) ayeti bağlamında bugünkü üslup ve nezaket problemlerinin temelinde insanın kendini yeterli ve üstün görmesi (müstağnilik) hastalığının yattığını........

© Haksöz