KRİTİKTEN TEFEKKÜRE: Eğitimde Zihniyet İnşası ve Başarı Kriterlerinin Analizi
Kahramanmaraş’ta hepimizi yasa boğan o elim hadise, sadece bir güvenlik zafiyeti değil, derin bir "zihniyet" krizidir. Bir toplumu ayakta tutan asıl güç; vicdanı, ahlakı ve şahsiyeti istikamet üzere inşa edilmiş insanlardır. Ancak bizler, bu sarsıcı olayda bile sorunun köküne inmek yerine, geçici tartışmaların içine hapsoluyoruz.
Peki, neden sorunun köküne inemiyoruz? Çünkü akletme sürecinde "bakmak" en temel düşünme basamağıdır. Herkes hadiseye bakar ve bir şeyler görür; ancak asıl mesele nereye bakacağını ve neleri arayacağını bilmektir. Sorunun köküne inemeyenlerin asıl trajedisi, bakışlarını sadece yüzeydeki semptomlara sabitlemiş olmalarıdır. Nereye bakacağını bilmeyen bir zihin; anlama, yargılama ve çözümleme süreçlerini de kaçınılmaz olarak yanlış işletir.
Eğitimin gerçek başarısı, mezun ettiği bireyin hadiselere bakarken kullandığı şu dört yapısal kodu ne kadar sağlıklı işlettiğiyle ölçülür:
1. Niyet: "Kişisel Kazanç" mı, "Toplumsal Sorumluluk" mu?
Zihin hadiseye baktığında ilk olarak "Bundan bana ne?" diye mi, yoksa "Burada benim sorumluluğum ne?" diye mi soruyor? Başarıyı sadece rakiplerini elemek ve "kişisel havuzunu doldurmak" olarak gören bir sistem, bencil bireyler yetiştirir. Oysa eğitim, bilgiyi toplumun dertlerine derman olacak bir "emanet" ve unvanı şahsi bir imtiyaz değil, bir "hizmet" vesilesi olarak gören zihinler inşa etmeyi........
